Michael Porter, dünyanın önde gelen gurularından. Strateji konusundaki
kitapları ve yaklaşımıyla tanınıyor. Bu ünlü gurunun başında olduğu bir
grup, Türkiye için rekabet analizi hazırlıyor. Bir yıl önce Capital'de
ele aldığımız çalışmanın ilk meyvesi turizmde verildi. Sonuçlar olumlu.
Sırada tekstil başta olmak üzere diğer sektörler var. Projenin direktörü
Dr. Asya Rudkovskaya, Türkiye'nin her yerinden öneri aldıklarını
söylüyor.
Aradan yaklaşık bir yıl geçti. Geçen yılın Ekim ayında, Capital
dergisinin kapak konusu Türkiye'nin geleceğine damgasını vurabilecek
önemli bir projeye ayrılmıştı. Dünyanın en ünlü strateji gurusu olarak
bilinen Profesör Michael Porter'ın liderliğinde gerçekleştirilen
projenin adı "CAT"… Açılımı "Competitive Advantage of Turkey" olan CAT
çalışması, kısaca Türkiye'nin rekabet avantajlarını belirlemeyi ve
geliştirmeyi hedefliyor.
Geçen yıl henüz işin başındaydılar. Türkiye'nin rekabet avantajını
artırmaya yönelik CAT Projesi'nin direktörlüğünü üstlenen Dr. Asya
Rudkovskaya, Capital'e nasıl bir yol izleyeceklerini, öncelikli olarak
belirlenen sektör kümelerinin neden seçildiğini anlatmıştı. Ayrıca, ünlü
guru Michael Porter'ın Türkiye analizine yer vermiştik.
Bu
kez, projeye gönül veren, bilfiil çalışan diğer kişilerle de konuşarak
bir yıllık zaman dilimi içinde alınan mesafeyi tartıştık. Görüştüğümüz
kişilerin başında Dr. Yagil Weinberg geliyor. Weinberg, Michael Porter
ile birlikte "Center for Middle East Competitive Strategy - Ortadoğu
Rekabet Stratejileri Merkezi"ni kuran kişi. Halen Merkez'in başkanlığını
yürütüyor. Projeye katkıda bulunmak için sık sık ülkemize geliyor. İşte,
bu ziyaretlerden birinde yakaladık Weinberg'i.
Koç Holding Yeni İş Geliştirme Grubu Direktörü Ali Koç ise Capital'e bu
konuda görüş veren diğer bir isim. Ali Koç da işin başından beri projede
yer alıyor. Türkiye'de bu projenin hayata geçirilmesi için Michael
Porter'ın kapısını çalan ve ikna eden o... Dolayısıyla bu çalışmanın
vizyoneri olarak biliniyor. Ali Koç, "Türkiye'nin zenginleşmesi için
ulusal stratejilere ihtiyacımız var. Umudum, CAT Projesi'nin Türkiye'yi
global rekabet arenasına taşıyabilecek ulusal bir stratejiye dönüşmesi"
diyor.
CAT Direktörü Dr. Asya Rudkovskaya, Turizm Kümesi Lideri Melih Bulu ve
Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü Proje Lideri Aslıhan Kornoşor ise yapılan
çalışmaları detaylarıyla anlattılar. Ayrıca, yaklaşık 35 kişiden oluşan
turizm kümesi toplantısına katılarak küme üyelerinin görüşlerini de
aldık.
Küme metodolojisi:
Proje, şimdiye kadar Türkiye'de yapılan rekabetçi strateji
çalışmalarından farklı olarak 3 temel özelliği ile ön plana çıkıyor.
Birincisi, projenin araştırma ve uygulama aşamalarının Michael Porter'ın
metodolojisinin en güçlü taraflarından biri olan "Cluster" (Küme) modeli
çerçevesinde gerçekleştirilmesi. İkincisi, projenin kapsamının mikro
ölçekte çözümler üretmeye yönelik olması. Sonuncusu ise önerilerin
hayata geçirilmesini içeren aksiyon planının hazırlanması ve
uygulanması.
Küme kavramı, Prof. Porter tarafından, bir ürün ya da hizmetin
üretiminde ve tüketiciye ulaştırılmasında emeği geçen, aralarında
coğrafi yakınlık olsun ya da olmasın, ilgili tüm şirketlerin ve
organizasyonların ortak çıkarları ve birbirini tamamlama özellikleriyle
bir arada oluşturdukları yapı olarak tanımlanıyor.
Küme seçiminde iki tip yaklaşım kullanılıyor. Birinci yaklaşımda,
ihracat içindeki ağırlığına göre küme oluşturuluyor. İkincisinde ise
şirketlerden gelen talebe göre belirli bir ürün çerçevesinde küme
geliştiriliyor.
Bu
çerçevede geçtiğimiz yıl Türkiye'nin rekabet avantajını artırmaya
öncülük edecek 6 önemli sektör olarak şunlar benimsenmişti: Seramik,
turizm, hazır giyim, gıda, bankacılık ve inşaat-müteahhitlik... Bu
sektörlerin her biri için analiz safhası tamamlanmış durumda. Turizm
sektöründe ise mikro bir projeyle uygulama aşamasına geçildi. Turizm
sektörü üzerine detaylı bir araştırma sonrasında, CAT, ilk küme uygulama
çalışmasını Türkiye turizminin kalbi olan Sultanahmet bölgesinde
başlattı.
"Eski İstanbul" canlanıyor :
Neden ülke çapında değil de, belli bir bölge özelinde
uygulamaya geçtiklerini sorduğumuzda Asya Rudkovskaya şöyle açıklıyor:
"Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, izlenilen yaklaşım, tepedeki
insanlarla bağlantı kurarak projeye start verilmesini sağlamaktır. Üst
düzeydeki, güçlü kimseler ilk adımların atılmasında önemli rol oynarlar.
Türkiye'de de benzer yaklaşımı benimsedik. İlk dinleyen herkes çok ilgi
gösteriyor. Ancak, peşinden aksiyon gelmiyor. İlgi, fikir birliği
düzeyinde kalıyor, uygulama aşamasına geçilemiyor. Bir süre sonra çok
vakit kaybettiğimizi anladık ve farklı bir yönteme başvurduk. Sektörün
içinden gelen, projeye sahip çıkacak kişilerle bir çalışma başlatma
kararı aldık. Çünkü, küme çalışmalarında katılım çok önemli... Biz ne
kadar, diğer ülkelerdeki deneyimlerimizden yola çıkarak en iyi
uygulamaları göstermeye çalışsak da, en doğru çözümler tüm küme
taraflarının ortak katkısıyla geliştirilebilir. İşte bu doğrultuda "Eski
İstanbul'u örnek proje olarak seçtik."
Melih Bulu, çalışma başlatma aşamasına gelene kadar "Sultanahmet Turizm
Küme" yapısını anlamak ve ilk küme katılımcılarını belirleyebilmek için,
Ocak 2000'den beri 200'ün üzerinde sektör üyesi ile görüşme yapıldığını
söylüyor. Görüşmeler sonucunda, Nisan ayında yapılan ilk küme
toplantısına 12 sektör temsilcisi davet edildi. Toplantıda
katılımcılara, Porter'ın metodolojisi ve turizm sektöründe bu metodoloji
ile değişik ülkelerde yapılan çeşitli uygulamalar sunuldu.
Bu
grup, daha sonra yeni üyelerin katılımı ile kendisini geliştirmeye
başladı. Gelişme dönemi ikinci ve üçüncü küme toplantılarında da devam
etti. Nitekim, Capital olarak bizim izlediğimiz dördüncü toplantıda
katılımcı sayısı otuzun üzerindeydi.
Küme üyeleri sektörün değişik taraflarını temsil edecek şekilde
belirleniyor. Bunlar arasında seyahat acenteleri, oteller, belediye,
TURSAB, TUROB, ÖZBİ, Türk Tarih Vakfı, halı satıcıları, restoranlar,
gazeteciler ve Turizm Bakanlığı Sultanahmet temsilcileri gibi kesimler
bulunuyor. Önümüzdeki toplantılara finans ve tekstil sektörlerinden de
yeni katılımcıların davet edilmesi düşünülüyor.
Neler yapıldı?
Melih
Bulu bugüne kadar Sultanahmet kümesinde ulaşılan aşamayı şöyle
özetliyor: " Bu toplantılarda küme üyelerinin ortak problemleri
tanımlandı ve çözüm önerileri ortaya konuldu. Sultanahmet Turizm Kümesi
toplantıları katılımcılar arasında önemli bir yaratıcılık, motivasyon ve
işbirliği ortamı yarattı. Bu girişim, daha şimdiden turistlerden elde
edilen gelirin artırılması yönünde birçok hareket planının da ortaya
çıkmasına yol açtı."
Melih Bulu, yapılan çalışmaları değerlendirirken ilginç bir noktaya da
değiniyor. Bulu, "İlk toplantılarda, 'Şunu da yapalım, bunu da
yapalım... Devlet de mutlaka bunları yerine getirmeli...' gibi hem her
şeyi devletten bekleyen, hem de her şeyi bir anda isteyen bir görüş
hakimdi. Şimdiyse, küme klasik söylemi bir kenara bırakıp gerçekten
ayağı yere basan projelerle ilgilenmeye başladı. Sınırlarımızı biliyoruz
ve yapabileceğimiz işler üzerinde odaklanıyoruz" diyor.
Web sitesiyle başlandı :
Bu
çerçevede Sultanahmet Turizm kümesinin üzerinde çalıştığı projelerden
bazıları şöyle: Bölgeyle ilgili bütün etkinliklerin ve bilgilerin yer
alacağı Sultanahmet Postası adlı gazetenin düzenli olarak basılması ve
dağıtılması için çalışmalar yürütülüyor.
Ayrıca, bölgenin yurt içi ve yurt dışı tanıtımı için bir web sitesinin
kurulması için ilk adım atıldı. Web sitesinin adresi
www.sultanahmetonline.org olarak alındı ve dizaynına başlandı. Bu
siteyle, küme üyeleri arasındaki koordinasyonun sağlanması için en son
teknolojinin kullanılması, internet aracılığıyla yeni müşterilere
ulaşılması, potansiyel müşteriler ile sektör üyeleri arasında iletişim
kurulabilmesi hedefleniyor. Turistlerin izlenimlerinin sitede
yayınlanmasıyla sektörde kontrol mekanizması geliştirilmesi de
düşünülüyor. İleride diğer küme siteleri ile bağlanıp, önemli
sektörlerin bir araya geldiği bir ana Türkiye sitesinin oluşması da
hedefler arasında.
Bu
sitede Sultanahmet'te turizm ile ilgili faaliyet gösteren herkes -
oteller, restoranlar, turistik eşya satıcıları gibi - yer alacak. Sitede
ayrıca bölge ile ilgili haberlere düzenli olarak yer verilecek. Site
başta İngilizce olarak yayınlanmaya başlıyor, ardından Fransızca ve
Türkçe versiyonları devreye girecek. Bu sitenin asıl amacı, yurt
dışındaki potansiyel turistleri bölge ile ilgili ihtiyaç duyabilecekleri
her konuda bilgilendirmek, yer bulmalarına ve bölgedeki faaliyetlere
katılmalarına yardımcı olmak.
Mail grupları devrede:
Siteye bağlı olarak kurulan iki e-mail grubunda ise Sultanahmet
turizminin daha iyi hale gelmesi hakkındaki fikirler daha şimdiden yoğun
olarak tartışılmaya başlandı. Daha çok sektörün üyeleri arasındaki
tartışmaların yapıldığı ve haberlerin iletildiği e-grubun adresi
sultanahmet@egroups.com. Bu grupta her alandan üyeler var.
Sultanahmet'te çalışan birçok otel çalışanı da bu grubun üyesi. Bu
nedenle, burada konuşulan konular sektörün her kesiminden gelen
fikirlerin ortak bir platformda tartışılabilmesini ve tarafların bugüne
kadar hiç olmadığı kadar birbirlerini dinlemelerini sağlıyor.
Özellikle yabancıların üye olduğu ve turist gözlemlerinin yer aldığı
e-grubun adresi ise
sultanahmetnews@egroups.com. Bu grupta ise daha çok turistlerin
bölge hakkındaki düşünceleri, karşılaştıkları olumlu ve olumsuz her
türlü olay konuşuluyor. Bu grubun üyeleri arasında Türkiye hakkında yazı
yazan yabancı yazarlar da var. Her iki grup da konuyla ilgili herkesin
katılımına açık.
Diğer bölgelerden de talep geliyor :Asya Rudkovskaya, Sultanahmet'teki çalışmalar
ilerledikçe, Türkiye'nin diğer turistik bölgelerinden de benzeri
çalışmaların yapılabilmesi için talepler geldiğini belirtiyor.
Rudkovskaya şöyle devam ediyor: "Şu günlerde benzeri bir projenin
Kapadokya bölgesinde başlatılması amacıyla bir plan geliştiriyoruz.
Ayrıca, Selçuk için de benzeri bir girişimin yapılıp, bölge için en
ideal stratejiye karar verilmesi ve en uygun turistin bölgeye çekilmesi
amacıyla bir proje için talepte bulunuldu. Mardin'den de ilgi var.
Sultanahmet bölgesinde kazanılan bilgi ve becerinin diğer aday kümelerde
de uygulamaya başlamasıyla Türk turizm sektörünün küresel rekabet
gücünün artırılması ülke çapında gerçekleştirilmiş olacak" diyor.
Rudkovskaya, önemli bir konuya dikkat çekiyor. Rudkovskaya, "Küme
çalışmalarıyla pastadan pay kapma savaşını bırakıp, bilgi ve güçlerini
paylaşırlarsa, el ele verip birlikte gelir pastasını büyütebileceklerini
görüyorlar. Başarı için gerekli olan da bu zihniyet değişikliği" diyor.
ALİ KOÇ / KOÇ HOLDİNG YENİ İŞ GELİŞTİRME GRUBU DİREKTÖRÜ
"UMUDUM, PROJENİN ULUSAL STRATEJİYE DÖNÜŞMESİ"
Koç Holding Yeni İş Geliştirme Grubu Direktörü Ali Koç, CAT Projesi'nin
başlatılmasında önemli role sahip. Koç, projeyle ilgili sorularımızı
şöyle yanıtladı:
-
Siz niçin bu projeyi sponsor ediyorsunuz?
-
Çok açık bir nedeni var. Global ekonomide belli bir yer edinebilmek için
daha rekabetçi olmak zorundayız. Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgeyi
yönetebileceği, bölgesel liderliğe aday olduğu, etrafında milyonlarca
insandan oluşan büyük bir pazar bulunduğu sürekli konuşulur. Ancak,
bunlar hep lafta kalıyor. Türkiye'nin dünya genelinde ilk üç içinde yer
aldığı bir sektör de yok.
Michael Porter'ın metodolojisi, rekabetçi sektörlerin saptanması ve
geliştirilmesinde çok önemli bir araç. Bu nedenle bu projeye inanıyor ve
destekliyorum. Ayrıca, rekabetçi sektör kümelerinin geliştirilmesinin
ileride bir ulusal strateji olarak benimseneceği umudunu da taşıyorum.
-
Michael Porter'ın rekabet stratejileri ile tanışmanız nasıl oldu?
-
Porter, katıldığım bir derste daha önce gerçekleştirdikleri projelerden
ve yaşam kalitesini nasıl arttırdıklarından bahsetmişti. Belki sadece
bazı sektörler rekabetçi olarak belirleniyor ama sonuçlar tüm ülke
geneline yansıyor.
Neticede tüm ülkenin refah düzeyi artıyor. Porter'a, Türkiye için de
böyle bir projeye destek olup olmayacağını sorduk. Çok ilgilendi ve bir
proje takımını buraya yönlendirdi. Sanırım Michael Porter, Türkiye'nin
bölgesel denklemde hayati bir rolü olduğuna inanıyor. Birçok kimse gibi
o da burada büyük bir potansiyel görüyor. Dolayısıyla bize çok esneklik
gösterdi ve yardımcı oldu. Bizim de bu fırsatı değerlendirmemiz gerekir.
DR. YAGIL WEINBERG / CENTER FOR MIDDLE EAST COMPETITIVE STRATEGY
EL SALVADOR, TEKSTİL MUCİZESİNİ NASIL YARATTI?
Son bir buçuk yıldır Türkiye projesiyle yakından ilgilenen Dr. Yagil
Weinberg ile CAT üzerine konuştuk:
-
Bu seferki ziyaretinizin amacı nedir?
-
CAT Projesi'nin nasıl ilerlediğini denetlemeye geldim. Araştırma ve
analiz aşaması tamamlandı. Şimdi yavaş yavaş uygulama safhasına
geçiliyor. Bu noktada bir sorunla karşı karşıyayız. Maalesef yeterli
finans ve insan kaynağının sağlanması konusunda, kişilerin ve kurumların
ilgisini çekemedik. Başından beri Ali Koç, Koç Vakfı ve Garanti Bankası
bu projeyi çok destekledi ve desteklemeye devam ediyor. Ancak, bu
yeterli değil.
-
Diğer ülkelerle karşılaştığınızda kaynaklar yetersiz mi kalıyor?
-
Maalesef, çok düşük düzeyde. Gerçi her ülkede başlangıçta aynı zorlukla
karşılaşıyoruz. Ancak, belli bir süre sonra proje kendi kendini finanse
eder hale geliyor.
-
Hangi ülkelerde bu tür çalışmalar yürüttünüz?
-
Portekiz, İrlanda, Güney Afrika, İsrail, Ürdün, Filistin, Mısır ve Orta
Amerika'daki pek çok ülkede çalışmalar gerçekleştirdik.
-
Örnekler verebilir misiniz?
-
El Salvador'da hazır giyim sektöründe yapılan çok başarılı bir çalışma
var. IMF, son toplantısında bunu müthiş bir sektörel gelişme örneği
olarak verdi. Tüm üretim zinciri bir araya gelerek teslimat süresini 4
güne indirdiler. Neredeyse imkansızı başardılar. Bermuda turizm
sektörünü yeniden yapılandırdı.
İsrail ileri teknoloji, multi-medya endüstrilerinde atağa geçti. İsrail
ve Ürdün kimya sektöründe ortak çalışma yürütüyor. Bir çok örnek vermek
mümkün. Tüm bu çalışmaları küme toplantılarında detaylı olarak
anlatıyoruz. Sadece sektörel değil, bölgesel kalkınma için de
Türkiye'nin rekabetçi stratejileri benimsemesinin anahtar rolü olduğunu
düşünüyorum.
ASLIHAN KORNOŞOR, CAT
TÜRKİYE'DE HAZIR GİYİMİN PORTRESİ
Aslıhan Kornoşor, CAT Projesi çerçevesinde tekstil ve konfeksiyon
sektörü ile ilgili çalışmaları yürütüyor. Kornoşor, bu alanda yapılan
çalışmaları şöyle özetliyor:
"Tekstil ve hazır giyim, Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 40'ını
oluşturuyor. Bu sektöre lokomotif yapı kazandırmakla beraber, dış
ticaretimizde bir risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor. Dünyaya
bakıldığında, hiçbir gelişmekte ya da gelişmiş ülkenin bu denli tekstil
ve hazır giyime bağlı olmadığı görülüyor. Bu da dünyada tekstil ve hazır
giyimde bir kriz olduğunda, bizim çok daha fazla etkilenebileceğimizi
gösteriyor.
REKABET AVANTAJI KAYBOLUR MU?
1999
yılında hem tekstil, hem de hazır giyimde düşüş yaşandı. İhracattaki
düşüşlere hep global kriz sebep olarak gösteriliyor. Oysa
ihracatımızdaki düşüşte global krizlerin etkisi olduğu kadar,
kaybettiğimiz rekabet avantajlarının da payı var. "Rekabet
avantajlarımız neler olmalı?" sorusunun cevabını verebilmek için bu
sektörde strateji çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz.
KÜMEYİ OLUŞTURAN BİRİMLER :
Tekstil ve hazır giyim sektöründe, küme yapısına dahil olabilecek
birimleri şöyle sıralayabiliriz: Pamuk üreticisinden, tekstilcisine,
hazır giyimcisine, aksesuarcıya, modacıya, reklamcıya, çeşitli sektörel
dernek ve birliklere, makine üreticilerine, devlete, tüketiciye,
perakendeciye, bankacıya, gümrükçüye, ulaşım firmalarına, üniversitelere
kadar uzanan geniş bir yelpaze söz konusu. Hepsinin farklı bir rolü ve
katkısı var, hepsi tüm bu yapının birer parçası.
İLK ÇALIŞMA TİŞÖRT İÇİN
Hazır
giyim ihracatı içinde çok önemli bir yer tutan tişört çerçevesinde ilk
küme çalışmamızı başlattık. Ancak, bu yaklaşımda da firmaların bu proje
içinde yer almak istemeleri ve işbirliği içinde olmaları çok önemli
oluyor. Tişörte baktığımızda, Avrupa pazarında çok etkin olduğumuzu
görüyoruz. Yeni bir firma için tişört pazarına girmek çok kolay.
Yatırımların maliyeti çok düşük. Üretim sistemi kolay olduğundan çok
fazla bilgi birikimine sahip olmak gerekmiyor. Bu yüzden rekabet çok
yoğun. Fazla sayıda firma birbiriyle kıyasıya rekabet içinde. Rekabet
dönüp dolaşıp fiyata geliyor ve sürekli fiyatların düştüğü ortam
yaratılıyor.
İŞGÜCÜ UCUZ YERE YATIRIM
Türkiye rakiplerinin yaklaşık 6-7 katı fazla işgücü maliyetine sahip.
Maliyetleri düşürmek için üretim daha ucuz iş gücüne sahip bölgelere
kaydırılmak zorunda. Ayrıca, hammaddeyle ilgili önemli sorunlar da var.
Bu nihai ürünün kalitesini etkiliyor. Pamuğun toplanmasında
geliştirilemeyen standartlar pamuğun kalitesini dolayısıyla tişörtün
kalitesini etkiliyor. Büyük entegre firmalar kendi fabrikalarında
kurdukları kalite kontrol laboratuarları ile sorunu asgari düzeye
indirebilirken, finansal olarak bunu sağlayamayan ve sektörün büyük bir
kısmını oluşturan küçük ve orta büyüklükteki firmalar ise nihai ürün
kalitesinde büyük problemler yaşıyorlar ve bu da maliyetlere yansıyor.
SPOR MONT-TRİKO VE HALI:
Spor
mont, triko ve halı üreten bazı firmalardan küme projesi uygulamak için
talep geldi. Bunların içinden spor montu ele alırsak, ürün profili
olarak tişörte göre katma değerinin çok daha yüksek olduğunu görüyoruz.
Tişörtte olduğu gibi bu kümede de pazar şartları firmaları fiyat kırmaya
sürüklüyor. Firmalar inanılmaz bir döngü içinde. Fiyat bazlı rekabette
güçlü olabilmek maliyetlerimizi kontrol altında tutabilmekten geçiyor.
Mont
birçok tekstil ürününe göre katma değeri daha yüksek ve farklılaştırma
stratejisinin daha iyi uygulanabileceği bir ürün. Farklılaştırma
stratejisi ile ortalamanın üstünde getiri sağlamak mümkün. Çünkü, diğer
rakiplere karşı bir savunma mekanizması yaratmış oluyorsunuz.
Farklılaştırma ise küme içinde güçlü bir işbirliğini gerektiriyor. Çünkü
hedef her zaman daha iyi servis verebilmek. Bu da müşteriyi iyi
tanımaktan geçiyor.
CAPITAL,
Eylül 2000