Prof. Michael Porter, dünyanın en önde gelen strateji
gurularından. Onu Capital'deki söyleşilerinden, best-seller listesindeki
kitaplarından tanıyoruz. Ancak, Porter şimdi farklı bir çalışmayla
Türkiye gündemine giriyor. Bu çalışmanın adı ise CAT(Competitive
Advantage of Turkey-Türkiye'nin Rekabet Avantajı)... Ortadogu Rekabet
Stratejileri Merkezi'ne baglı olarak yürütülen bu çok özel arastırmaya
genis bir ekip katılıyor. Porter'ın yönettigi bu çalısmanın son durumunu
ve ilk sonuçlarını, direktör Dr. Asya Rudkovskaya Capital'e anlattı.
Projenin adi "CAT" olarak kondu. Amblemlerini Türk bayraginin ay ve
yildizindan esinlenerek yaptilar. Henüz daha isin basindalar, ancak
hedefleri büyük: ``Türkiye'nin rekabet avantajini ortaya çikarmak``...
Zaten CAT(Competitive Advantage of Turkey) de `Türkiye'nin Rekabet
Avantaji'' anlamini tasiyor.
Bu projenin liderligini ise dünyanin tartismasiz en ünlü strateji
gurusu kabul edilen Profesör Michael Porter yapiyor. Harvard Business
School'un profesörlerinden olan Michael Porter, pek çok büyük kurulusun
sirket stratejisi danismani olarak da çalisiyor. Ayni zamanda çesitli
hükümetlere ekonomi politikalari konusunda danismanlik veriyor.
``Uluslarin Rekabet Avantajlari`` adli kitabi ile strateji
konusundaki görüsleriyle olay yaratan bu ünlü guru, simdi de Türkiye'nin
rekabet avantajlariyla ilgili bir projeye ``start'' verdi.
Bu proje, Michael Porter'in kurdugu ``Center for Middle East
Competitive Strategy-Ortadogu Rekabet Stratejileri Merkezi''ne bagli
olarak yürütülüyor. Kar amaci gütmeyen bir kurulus olan CAT, bölgedeki
ülkelerin rekabet avantajinin artirilmasi için çesitli projeler
hazirliyor.
Türkiye'nin rekabet avantajini artirmaya yönelik CAT projesinin
direktörlügünü ise Dr. Asya Rudkovskaya üstlenmis durumda. Dr.
Rudkovskaya, yabanci ve Türkler'den olusan bir ekibi yönetiyor.
CAT Projesi'nin en önemli özelligi ise uygulama asamasinda da
sektörlerin yaninda yer almasi... Özel sektör ve kamu kuruluslariyla
birlikte bir ülkenin rekabet avantajinda önemli rol üstlenebilecek
kümeler üzerinde çalisan CAT ekibi daha sonra sonuçlarin hayata
geçirilmesi asamasinda da sektörlerin yaninda yer aliyor.
Iste, bu önemli projenin basindaki Dr. Asya Rudkovskaya ile bu proje
üzerine konustuk:
S: Çalismalarinizin ilk adimini ne
olusturuyor?
C: Ilk adimimiz ulusal is ortamini,
Türkiye'deki durumu ve trendleri ögrenmek ve degerlendirmek oluyor. Is
kültürünü ve sektörleri yakindan tanimaya çalisiyoruz. Bunun sonrasinda
Türkiye için rekabet avantaji yaratabilecek, ``cluster''(küme) dedigimiz
sektör kümelerini seçiyoruz. Kümeden kastimiz ise bir ürünün
üretilmesinden satilmasina kadar genis bir süreçte yer alan sektör ve
sirketlerin varligi. Eger bir ülkede üretimden-müsteriye giden zincirde
yer alan ilgili kesimlerin sayisi çoksa bir kümeden söz edebiliriz.
Örnegin bir tisört üretiyorsaniz ve bu alanda basariliysaniz, bu
basari sadece tisört imalatçisini maledilmemeli. Tarlasinda pamuk üreten
çiftçiden, diger malzeme tedarikçilerine; tekstil boya üreticilerinden
tasarimcilara; nakliye sirketlerinden perakendecilere, hatta ilgili
üniversitelere kadar genis bir kesimin basarida rolü vardir.
Bir baska deyisle, rekabet avantajinin olusturulmasi bu kümelerin
varligina ve etkin çalismasina bagli. Eger bunlar arasindaki iliski
güçlü ise bu sektörlerin uluslararasi arenada rekabet avantaji yakalama
imkanlari daha yüksek oluyor.
S: Peki, Türkiye'de söylediginiz anlamda
kümelere rastlayabildiniz mi?
C: Belli derecelere kadar bazi
kümelerin varligindan söz edebiliriz. Zaten amacimiz, bazi ürün ve
sektör kümelerini örnek alarak, bunlarin rekabet avantajlarinin nasil
artirilabilecegi üzerinde çalismak. Bu kümeleri belirlerken de
Türkiye'nin ihracatinda önemli payi olan ürünler üzerinde odaklandik.
Bu dogrultuda halen turizm, bankacilik, iç giyim, seramik, insaat ve
dondurulmus çilek üzerinde çalisiyoruz.
Bunlarin yani sira , deprem sonrasinda, depremin bilançosunun
çikarilmasi ve tüm ilgili sektörlerle ilgili kapsamli bir çalisma
baslattik.
S: Bir sektörün ihracat potansiyeli,
uluslararasi rekabet avantaji açisindan kümeyi belirmenizde önemli bir
etken. Oysa bankacilikta böyle bir durum söz konusu degil. Bankacilik
sektörünü böyle bir çalismaya dahil etmenizin nedeni neydi?
C: Tüm sektörlerle iliskileri
açisindan, bankacilik bir ülkenin rekabet avantajinin olusturulmasinda
anahtar bir role sahip. Sirketlere gerekli finansmani saglayan,
kredileri açanlar onlar... Sadece ülke içindeki iliskiler açisindan
degil, dis iliskiler bazinda da bankalarin etkisi yadsinamaz. Neredeyse
her sektör kümemizde, bankalar kümenin bir parçasini olusturuyor. Bu
nedenle bankaciligi incelemeye aldik.
S: Çalismalarinizin henüz basindasiniz. Ama
bugüne kadarki gözlemlerinizden yola çikarak Türkiye'de bankacilik
sektörü hakkinda neler söyleyebilirsiniz?
C: Bankaciligin ana stratejisinin,
finansal operasyonlardan para kazanma üzerine kurulu oldugunu görüyoruz.
Bankalarin bugüne kadar bireysel bankaciligi ve diger finansal
hizmetleri ihmal etmelerinin nedenlerinden biri de bu. Çünkü nasil olsa
Hazine bonolari, yüksek faiz e enflasyon oranlarindan kar ediyorlar.
Dolayisiyla onlari esas faaliyet alanlarina odaklanmaya, müsterilerine
daha iyi hizmet götürmeye itecek faktörler eksik...
Türkiye'de bankaciligin çehresi bu etkenler çerçevesinde belirlenmis.
Seçtigimiz tüm sektör kümeleri için önemli oldugundan dolayi simdi
sektörü daha yakindan tanimak için analiz ediyoruz.
S: Türkiye'nin gurur kaynagi hazir giyim
sektöründen iç giyimi küme olarak belirlemissiniz. Iç giyimi öne çikaran
nedir ve bu alandaki çalismalariniz ne yönde?
C: Süphesiz hazir giyim bir bütün
olarak Türkiye'nin ihracatinda çok önemli bir yere sahip. Iç giyim ve iç
çamasirinin ise hazir giyim ihracatindaki payi üçte bire yaklasiyor.
Seçimimizin ekonomik temeli buna dayaniyor.
Ayrica iç giyimin, digerlerine göre gelisim sürecinin daha
baslangicinda oldugunu düsünüyoruz. Dolayisiyla basari sansi olan, yurt
disinda pazar payini artirma imkanini yakalayabilecek bir küme.
S: Bununla ilgili ne gibi çalismalar
yapiyorsunuz?
C: Bu dogrultuda çesitli stratejiler
gelistirmeye çalisiyoruz. Örnegin marka gelistirmek söz konusu olabilir
mi? Yine bu alt küme için de geçerli olan bir olgu, üretimin agirlikli
olarak düsük katma degerli ürünlerde yogunlasmasi... ``Daha yüksek katma
degerli ürünlere kayip, daha fazla para kazanilabilir mi, uzun vadede
Türkiye'nin iç giyimde marka yaratmasi mümkün olabilir mi'' gibi konular
üzerinde duruyoruz.
Türkiye'de hazir giyimciler fason üretim yapan sirketler olarak
çalisiyorlar. Baslica amaçlari, yurt disinda mal verebilecekleri büyük
bir perakende zincir veya baska bir kanal bulabilmek. Eger Marks&Spencer
gibi büyük bir isme üretim yapabiliyorlarsa, bunu da büyük bir basari
olarak kabul ediyorlar.
Oysa deger zincirini inceledigimizde, paranin üretimde degil, daha
sonraki asamalarda kazanildigini görüyoruz. Türkiye'nin disinda,
Türkiye'de yapilan bir üründen hayli para kazanan insanlar var.
Türkiye'de üretilip, disariya 3 dolara satilan bir gecelik, ABD'de
Victoria's Secret magazasinda 25 dolara satiliyor. Iste bu paradan daha
fazla pay kapabilmek için ne yapilmasi gerekiyorsa, örnegin marka
yaratmak, magaza açmak gibi, bunlari bulmaya çalisiyoruz.
S: Marka yaratmak veya yurt disinda magaza
açmak fikri yeni seyler degil. Sektörde zaten bu konular üzerinde
tartisiliyor. Bizim ürünlerimizden aslan payini baskalarinin aldigini da
biliyoruz... Sizin katkiniz nedir bu asamada?
C: Iste sorun da bu noktada... Herkes
konusuyor ama yapici bir çözüm konusunda bir adim atilmiyor. Örnegin
benim sahsi fikrim de, yurt disinda magazalar açilmasinin çok gerçekçi
bir yaklasim olmadigi seklinde. Yapilmasi gereken, sektördeki herkesin
tüketiciyi daha yakindan tanimanin gerekliligini idrak etmesi. Eger
tüketicinin ihtiyaçlarini izleyebilirseniz, gelecege de daha iyi
hazirlanabilirsiniz. Örnegin iç çamasirini üretiyorsunuz,
Marks&Spencer'a satiyorsunuz. Ondan sonrasiyla da fazla
ilgilenmiyorsunuz, en fazla size gelen bilgi hangi modellerin ya da
renklerin daha fazla tercih edildigi seklinde olabilir. Oysa tüm iç
çamasirlari arasinda, kendi ürünlerinizin konumunu görebilmelisiniz.
Belki Çin'lilerin ürettikleri bu yil sizinkilerden daha fazla talep
gördü ve Marks&Spencer önümüzdeki sene tüm fason isini Çin'e
aktarabilir. Eger Türkiye'yi tercih etmesi için baska etkenler yoksa,
bunu yapmamasi için hiçbir neden yok.
Dolayisiyla perakende cephesinde olanlari, tüketim trendlerindeki
degisimleri çok yakindan izlemelisiniz ki, hazirlikli olabilesiniz.
Bugün bu ürünleri ihraç ederek ne kadar para kazandiginiz önemli degil,
önemli olan nihai tüketiciyi dikkate almadiginizdan dolayi kaybettiginiz
paralar. Bir kere, Türk hazir giyimcisinin bu zihniyet degisimini
gerçeklestirmesi sart. Simdi magaza açma hayalini bir kenara birakip
neler yapilabilecegi üzerinde odaklanabiliriz. Örnegin ürün kalitesini
artirmak için ve daha iyi hizmet sunmak için neler yapilabilir, üretim
süreçleri nasil iyilestirilebilir, daha yüksek katma degerli ürünler
nasil yaratilir gibi konular üzerinde çalisilmali ki, rakipleriniz bir
gün sizin yerinizi almasin.
Bu çalisma da bir iç giyim sirketinin tek basina yapabilecegi bir is
degil...Kumasi veren tekstilciden akreditif iliskisini kuran bankaya
kadar iç giyim kümesine dahil olan bütün taraflari ilgilendiren bir
konu.
S: Bir anlamda güçlerin birlestirilmesi
gerekiyor...
C: Tamamiyla dogru. Kümeyi olusturan
sirketlerin elele verip, her birinin ne yapabilecegini ortaya koymasi ve
kümenin belli hedefler dogrultusunda ortak hareket etmesi gerekiyor.
S: Turizm de incelemeye aldiginiz sektörler
arasinda yer aliyor. Bu sektöre iliskin saptamalariniz nelerdir?
C: Turizmin Türkiye'd e çok büyük
potansiyeli var. Ancak bu gelisme çizgisinde devam ederse, bir yere
varmasi imkansiz.
Bir kere, belli bir alanda yigilma söz konusu. Özellikle Akdeniz
kiyilarinda hep ayni tip, standart otelleri ve tatil köylerini
görüyoruz. Birini digerinden ayiran bir özellik sergilemiyorlar.
Kesinlikle bir farklilastirma stratejisi güdülmüyor.Diger yandan
bunlarin çogu bes yildizli süper oteller olmasina ragmen, yüksek gelir
seviyesinden turistlere hitap etmiyor. Gelen konuklarin çogu ``üç
yildiz''li Alman'lar. Çok az para harcayan, orta ve düsük gelir
gruplarindan olusan bir ziyaretçi kesimi bulunuyor. Ziyaretçi profili de
sektörde sorunlar oldugunu gösteriyor.
Diger bir sorun ise fiyatlarin sürekli düsürülmesi... Bunun nedeni
ise dogrudan Öcalan ve terorizm gibi bazi dissal faktörlere yükleniyor.
Tabii ki bunun gibi kontrol edemediginiz birçok dissal etken sektörü
etkileyebilir. Iste, turizm de bu tür gelismeler sonucunda hemen
devletin kapisini çalan, tesvik talep sektörlerin basinda geliyor... Tüm
bunlari dikkate aldigimizda, böyle bir yol izleyen, tepkisel davranan
bir sektörün gelismesini nasil bekleyebilirsiniz ki...
S: Peki, öneriniz nedir?< p>
C: Öncelikli olarak müsteriye
odaklanmalilar. ``Müsteriyi ülkemize ve tesisimize nasil çekebiliriz,
onlari nasil memnun edebiliriz, yüksek gelir grubuna hitap etmek için
neler yapmaliyiz'' gibi sorularin yanitlari üzerinde düsünülmeli. Bu,
isin müsteri ayagini olusturuyor.
Turizm sektörünün, kontrol edemedigi dissal faktörlere karsi ise
hazirlikli olmasi gerekiyor. Örnegin kriz olmadan, bu krizle basa
çikabilecek altyapinin olusturulmasi lazim.Örnegin terorizm konusunu ele
alalim. Bu bela sadece Türkiye'nin basinda degil. En çok terorizm
olaylarinin cereyan ettigi Misir'da, üstelik turistlere karsi
düzenlenenler de var, turizm sektörü bir sekilde yasamaya devam ediyor.
Sadece Istanbul'da degil, Londra, Paris gibi metropollerde de
patlamalar oluyor. Bir kere bu ülkelerin nasil bir strateji izledigini
incelemekte yarar var. Benim ilk dikkatimi çeken, Türkiye'ye karsi
disarida olumsuz izlenimler ve ülkenin güvenligine iliskin süpheler
olusmaya basladiginda, turizmcilerin bilgi verme konusunda yetersiz
kalmalari.
Bunun üstesinden gelmek içinse bilgi kanallari olusturmaniz
gerekiyor. Eger Türkiye'ye turistlerin gelmesini engelleyen bazi
faktörler varsa, bu konuda açik ve dogru bilgileri verebileceginiz
kanallari zaten olusturmus olmaniz gerekiyor. Bu aslinda bir PR(Halkla
Iliskiler) meselesinden baska bir sey degil.
Tabii, dünya kamuoyuna ve hedef tüketici gruplariniza dogru mesajlari
verebilmek için de yine tüketicinizi çok iyi tanimaniz gerekiyor. Ama
bunlarin hiçbirisi Türk turizm sektörü için geçerli degil. Bu tip
çabalar yerine suçu Öcalan veya bir baska krize yüklemekle yetiniyorlar.
S: Seçtiginiz kümeler arasinda ``çilek''
dikkat çekiyor. Gidada sadece çilek üzerinde mi çalisiyorsunuz, yoksa bu
diger bazi ürünleri de temsil ediyor mu?
C: Aslinda gida sektöründen ürün
seçerken zorlandik. Dikkate aldigimiz kriteler açisindan tabii ki baska
ürünleri de çalismaya dahil edebilirdik. Ancak biz ``çilek'' üzerinde
karar kildik. Bu arada yinelemek istiyorum, bu kümeler kesin degil,
ileride yenileri eklenebilir veya degistirebiliriz. Bu karari
çalismalarin seyri belirleyecek.
Neden çilegi seçtigimize gelince; çilek gidanin birçok alaninda
kullanilabilen bir ürün. Sadece taze olarak tüketmiyorsunuz. Hamur
isinden, süte, yogurda, çiklete, reçele, içeceklere kadar genis bir
yelpazede kullanimi söz konusu.Çilegin bu anlamda diger meyve veya gida
ürünleri açisindan da bir örnek teskil edebilecegini düsünüyoruz. Çünkü
bir küme için yaptigimiz çalisma, diger ürün gruplari tarafindan da
örnek alinabilir. Ayrica çilek, Türkiye'de dondurulmus meyveler
içerisinde ihracat orani yüksek olan bir ürün. Dolayisiyla tercihimizi
çilek yönünde kullandik.
S: Peki, çilek ile ilgili yaptiginiz
çalismalarda bugüne kadar ortaya çikan sonuçlar nelerdir?
C: Türkiye'deki çilek isleme isine
baktigimizda, temel olarak, dondurulmus çilek üzerine kurulu oldugunu
görüyoruz. Ihraç edildigi yerde, reçel ya da seker gibi yüksek katma
degerli ürünlere dönüsüyor. Ve para yine ülkenin disinda kazaniliyor.
Türkiye böylece neredeyse sadece hammaddeyi saglayan ülke konumuna
düsüyor.
Iste bu dogrultuda, çilek kümesinde çalismalarimiz bu ürünlere
genisleme dogrultusunda odaklanacak. Çilekden ziyade, çilek ürünleri
üretip onlari ihraç etme yönünde adimlar atilmasi lazim. Türkiye'nin
büyük bir çilek üreticisi olan Polonya ile rekabet etmekten, farkli bir
boyuta siçramasi gerekiyor. Ihracat açisindan en büyük pazar olan Avrupa
Birligi'nin, Polonya yerine, Türkiye'yi seçmesi için nedenleri çogaltmak
gerekiyor.
Dolayisiyla sadece çilegi ihracat etme yerine, onun etrafinda bir is
kümesi olusturulmasi üzerine çalisiyoruz. Bu da farkli sektörlerden, çok
sayida firmanin bu kümeye dahil edilmesi anlamina geliyor. Örnegin
dondurulmus ürün hatti olan sirketler, firin üniteleri olanlar, seker
isinde olanlar, içecek isinde olanlar gibi. Çalismamiz, ihracat
hedefleri için tüm bu firmalarin bir araya getirilmesini gerekli
kiliyor... Henüz bunlari bir araya getirme asamasindayiz....
S: Seçtiginiz sektörler arasinda tüketici
elektronigi yok. Oysa bu sektör son yillarda yüksek ihracat rakamlariyla
dikkat çekiyor.
C: Bankacilik disinda, projeye dahil
ettigimiz tüm sektörler büyük ihracat sektörleri... Fakat ancak belli
sayida proje üzerinde çalisabiliyoruz. Daha fazla küme dahil etmeyi
düsünürsek, tüketici elektronigi büyük olasilikla bunlarin arasinda yer
alacaktir. Aslinda son yillarda hizla gelismesi ve basarili olmasi
açisindan bu sektör bizim için de ilginç bir örnek olusturabilir.
S: Türkiye'de aralarinda sizin de saydiginiz
sektörlerin bulundugu popüler sektörlerin gelecegini nasil görüyorsunuz?
Ileride bunlar parlak sektörler arasinda gösterilecek mi sizce?
C: Mevcut stratejilerini
degistirmezlerse, büyüme stratejilerini ucuz isgücü, standart ürün
felsefesi üzerine kuran tüm sektörlerin gelecegini hiç de parlak
görmüyorum. Tabii ki rekabet stratejinizi ucuz üretim maliyetleri
üzerine de kurabilirsiniz, bu da bir tercih. Ancak, bu konuda
Türkiye'den çok daha elverisli maliyet yapilarina sahip ülkeler
bulunuyor.
Türkiye'nin dünya rekabet arenasinda bir oyuncu haline gelebilmesi
için daha yüksek katma degerli, özellikli ürünlere yönelmesi gerekiyor.
Bunlari daha iyi fiyatlarla satabilirsiniz. Özellikli ürünler, isgücünün
egitilmesi ve yüksek ücretler anlamina geliyor. Ama bu ayni zamanda
ülkede ekonomik refah düzeyinin artmasini da beraberinde getirecektir.
Yüksek ücretler, yüksek standartlara olan talebi artiracak, sonuçta tüm
bunlar ülkenin zenginlesmesi yönündeki adimlari hizlandiracak.
Oysa politikanizi ucuz isgücü, maliyetlerin düsürülmesi ve
proseslerin azaltilmasi gibi faktörler üzerine kurarsaniz tam aksi yönde
bir döngü içine girersiniz.
TÜRKIYE'NIN 6 ÖNEMLI SEKTÖRÜNÜN REKABET HARITASI
BANKACILIK
NEDEN SEÇILDI? Diger sektörlerle iliskileri açisindan anahtar role
sahip. Bu nedenle analize dahil edildi. Son yillarda hizli gelisiyor.
Özellikle modern yatirimlari ve egitimli isgücü ile dikkat çekiyor.
SU ANDAKI ZAAFIEnflasyon nedeniyle bankacilik sektörü bugüne kadar
finansal operasyonlardan para kazandi. Müsteriye yönelik ürün ve
hizmetler ikinci planda kaldi. Sektörünün sirketlere yakinlasmasi, ürün
ve hizmet kalitesini artirmasi, diger sektörleri de olumlu etkileyecek.
DONDURULMUS ÇILEK
NEDEN SEÇILDI? Türkiye'nin meyve ihracatinda dondurulmus çilegin
önemli payi var. Ayni zamanda gida sektörünün birçok alaninda girdi
olarak kullaniliyor. Bu nedenle de rekabet avantaji olabilecek bir ürün.
Bu proje, gidadaki diger ürünler için de örnek olusturabilir.
SU ANDAKI ZAAFI Ürün, islenmeden, dondurulmus olarak ihraç ediliyor.
Katma degeri ise yurt disindaki sirketler paylasiyor. Oysa içecekten
sekerlemeye kadar genis bir gida kümesi bu üründen daha fazla katma
deger yaratabilir. Ilgili sektör ve sirketlerin bir araya getirilmesi
gerekiyor.
IÇ GIYIM
NEDEN SEÇILDI? Hazir giyimde Türkiye'nin güçlü ihraç ürünlerinden
biri. Katma degeri yüksek. Türk iç giyim üreticileri arasinda büyük
yurtdisi magazalarla çalisanlar var. Yüksek bir potansiyeli var.
SU ANDAKI ZAAFI Çin gibi emek yogun üretim yapan ülkelerin
Türkiye'nin rekabet avantajini elinden almasi kaçinilmaz olacak.
Dolayisiyla katma degeri yüksek ürünlere yönelmek gerekiyor. Bunun için
de sektörün nihai tüketiciyi daha yakindan taniyabilecegi kanallari
olusturmasi gerekiyor.
INSAAT-MÜTEAHHITLIK
NEDEN SEÇILDI? Türkiye'nin yurt disinda en güçlü oldugu sektörlerden
biri olarak gösteriliyor. Depremden sonra CAT ekibinin bu projeye bakisi
degisti. Çünkü depremin sektörün itibarini sarstigi yönünde bir görüs
ortaya çikti.
SU ANDAKI ZAAFI Insaat sektörünün iç pazarda yeniden yapilanmasi ve
geçmisteki hatalarini tekrarlamamasi gerekiyor. Kamudan sigorta
sirketlerine uzanan bir zincirin sektörle ortaklasa yeni düzenlemelere
imza atmasi sart. Ayrica yurtdisi müteahhitlik isiyle ugrasanlarin PR'a
da ihtiyaçlari var.
SERAMIK
NEDEN SEÇILDI? Seramik sektörü için uygun hammadde Türkiye'de bol
miktarda mevcut. Bu önemli bir avantaj. Ayirca ucuz isgücü nedeniyle
rekabet gücü yüksek. Ayrica iç pazar sürekli büyüyor, ihracat yükselis
temposunu devam ettiriyor. Üreticiler arasinda ise ciddi bir rekabet
var.
SU ANDAKI ZAAFI Üreticilerin dizayn konusunda önemli yatirimlar
yapmasi gerekiyor. Uluslararasi dagitim kanallarina girme sorununun
asilmasi ve dünya çapinda taninan markalarin yaratilmasi da sektörün en
önemli hedefi. Bunlari yapabilmesi için de dünya standartlarinda egitim
almis isgücüne gereksinimi var.
TURIZM
NEDEN SEÇILDI? Turizm yatirimlari ve dogal, tarihi ve kültürel
kaynaklariyla Türkiye turizm potansiyeli yüksek bir ülke olarak
degerlendiriliyor. Üstelik bu deger önümüzdeki yillarda daha da
yükselecek.
SU ANDAKI ZAAFI Standart hizmet ve ürün kalitesinin disina
çikilmiyor. Dolayisiyla yüksek gelir düzeyinden müsteriyi cezbetmekte
sorun yasaniyor. Turizmde günes-deniz disindaki ürünlere yönelinmesi,
farklilastirma stratejisine gidilmesi gerekiyor.
MICHAEL PORTER TÜRKIYE'YI NEDEN SEÇTI?
Prof. Michael Porter, rekabet çalismalarinda yardimci olmasi için
birçok ülke tarafindan talep ediliyor. Bizi, Türkiye'yi seçmesinin temel
nedeni nedir? Baska ülkelere kiyasla bizi tercih etmesini saglayan
rekabet avantajimiz neydi?
Prof. Porter, Türkiye'nin çok önemli bir ülke oldugunu düsünüyor. Ona
göre, tarihi ve cografi perspektiften Türkiye çok stratejik bir konumda
bulunuyor. Eger gerekli yönlendirme yapilabilirse, Türkiye'nin
bölgesinde güçlü bir oyuncu olarak, diger ülkeler açisindan da bir örnek
olusturabilecegine inaniyor.
Diger yandan Türkiye'nin bu öneminin, baskalari tarafindan pek
ciddiye alinmadigi görüsünde. Dolayisiyla Türkiye'nin gelismesi ve
ekonomik olarak güçlü bir oyuncu olabilmesi için ona bir sans verilmesi
gerektigini düsünüyor. Iste bu nedenle, kendisinin yönettigi bir ekibin
enerjisini ve zamanini bu proje üzerinde degerlendirmeye hazir.
Ona göre, eger Türkiye bu siçramayi basarabilirse, benzeri gelisme
trendindeki ülkeler için de model alinabilecek bir örnek olacak.
Bu dogrultuda Michael Porter'in hayallerinden biri de Türkiye'de
rekabet çalismalari üzerine odaklanacak bir vakifin kurulmasina önayak
olmak. Eger bu gerçeklestirilebilirse, bu çalismalarin sürekliligi de
saglanabilecek. Daha fazla sektör kümesi için proje
gerçeklestirilebilecek. Ülkenin bu projelerden kazanimi ise süphesiz
daha fazla olacak.
ÜNLÜ GURUNUN TÜRKIYE ANALIZI
Prof. Michael Porter, Türkiye'de sürdürülen CAT(Competitive Advantage
of Turkey) projesinin liderligini yapiyor. Prof.Porter'in bu çalismayla
ilgili görüsleri söyle:
``Son yillarda dünyanin her yerinde rekabet çok artti. Rekabetin
etkilemedigi, pazar dengelerini bozmadigi sektör neredeyse yok gibi.
Benim amacim, teori ve uygulama arasinda köprü kurarak, rekabet
dinamiklerini ortaya koyan kesin, net ve yararli bir yapi gelistirmek.
Endüstrilerin gelisimi ve yapisi, sirketlerin bu endüstriler içinde
nasil rekabet avantajlari kazandiklari ve sürdürdükleri rekabetin
odaginda yer aliyor. Türkiye, bu baglamda sinir tanimaz rekabete
hazirlanmak zorunda.
Ancak sirketlerin basvurdugu geleneksel ayakta kalma yöntemlerinin de
artik geçerli olmadigi bir gerçek. Örnegin Türkiye'nin de eskiden sik
sik basvurdugu korumaci tedbirlerin ve klasik kriz yönetimi kaliplarinin
artik etkili olamayacagini görüyoruz.
Öte yandan, devlet kademesinde olusturulan makro bazli ekonomik
planlar da pek ise yaramiyor. Çünkü bunlar, ekonomik çevreyi, sirketleri
ve sirket kümelerini yeterince iyi analiz edemiyorlar. Türkiye göze
çarpan bir jeopolitik, tarihi ve kültürel öneme sahip. Ayni zamanda
insan gücü ve dogal kaynaklari açisindan da sansli. Bunlarin gözardi
edilmemesi gerekiyor. Dolayisiyla, eger global rekabet stratejileri
akillica bir sekilde uygulanabilirse, Türk vatandaslari için istikrarli
ve parlak bir gelecegin söz konusu olabilecegini ve uluslararasi arenada
da hakettigi yeri bulacagina inaniyorum.''
DÜNYADAN REKABET ANALIZI ÖRNEKLERI
FILISTIN'IN ILAÇ STRATEJISI Filistin'de ilaç sektörünün, kendi
kümesiyle ilgili saptadigi noktalardan birisi, halkin yerli üretim
ilaçlara güvenmeyisi ve Saglik Bakanligi'ndan destek alamamalariydi.
Bunun üzerine ilaç sektörü Saglik Bakanligi'ndan üretimlerini
denetlemelerini istedi, ayrica ürün kalitesini artirmak için iyilestirme
çalismalari yapildi. Saglik Bakanligi yerli ilaçlardan da alim yaparak,
halkin güveninin artmasina yardimci oldu. Tüm bu süreçte yabanci ilaç
firmalarina kesinlikle kapilar kapanmadi. Aksine Bakanlik, simdi
yabanci-yerli ortakliklar ve isbirligi için gerekli zemini hazirlama
çalismalari içinde.
SALVADOR TEKSTILDE NE YAPTI? Salvador'da tekstil ve hazir giyim
kümesi üzerinde detayli bir çalisma yapildi. Amerikan firmalariyla
çalisan tekstil sirketleri, diger Latin Amerikan ülkelerinden çok farkli
bir sey sunamiyordu. Tasarimcidan kimyasal üreticilerine, nakliye
sirketinden finans kuruluslarina, çok sayida sektör bir araya geldiler.
Rekabet üstünlügünü ele geçirmek için piyasaya ürün sunum süresinin
kisaltilmasi gerektigine karar verildi. Tabii bu hiç kolay bir is
degildi; ileri teknolojinin kullanilmasi, tüm ilgili kesimlerin es
zamanli hareket etmesi, etkin bir koordinasyon gibi unsurlari gerekli
kiliyordu. Ancak alinan sonuç inanilmazdi, pazara sunum süresi 6 aydan
10 güne indirildi. Bunun getirdigi rekabet avantaji ise apaçik ortada.
BERMUDA TURIZMDE KALKINIYOR Bermuda'da turizm sektörüne yönelik
yapilan küme analizinde, etkin bir pazarlama stratejisinin olmadigi
belirlendi. Turistlerin deneyimlerinden yola çikilarak, dogru bir
strateji olusturmak için tüketicilerle binlerce görüsme yapildi,
talepleri, hizmetlere yönelik beklentileri tespit edildi. Bugün Bermuda
turizm sektörü hizla büyüyen bir konumda.
BÖLGESEL KALKINMA ÖRNEGI Israil, Filistin ve Ürdün, tekstil kümesi
bir araya gelerek bölgesel isbirligine gitmeye karar verdiler. Joint-venture'larin
kurulmasi, ülkeler arasi is aktarilmasi gibi konularin yani sira, bu
ülkelerde dizayn konusunda eksikliklerin yasandigi tespit edildi. Bu
alanda insan yetistirmek için ortaklasa çesitli kentlerde sektörle iç
içe çalisan dizayn okullari açildi.
ÜRDÜN'LÜ MADENCILERIN TAKTIGI Ürdün maden endüstrisi çok sayida küçük ve
birkaç devasa firmadan olusuyor. Sektörün en belirleyici özelligi,
hammaddeyi monopol niteligindeki bir kamu kurulusundan almak zorunda
olmalari. 2001 yilina kadar da bu monopolün kirilma imkani yok. Küme
çalismasina baslamadan önce, sektördeki firmalar arasinda siki bir
rekabet vardi. Oysa küme çalismasiyla birlikte, sektör oyunculari bir
araya gelerek, öncelikle çok yüksek fiyatlarla hammadde satan monopole
karsi ortak bir tavir izleme karari aldilar. Bu isbirligi teknoloji
gelistirme, yeni pazarlar gibi farkli alanlarda da meyvelerini vermeye
basladi.
CAPITAL, Ekim 1999