Competitive Advantage of Turkey'in raporunda tekstil sektörü mercek altına alındı / "Türkiye, Çin ile maliyette liderlik rekabetinden vazgeçmeli"


İSTANBUL - Koç Holding Bilgi Grubu Başkanı işadamı Ali Y. Koç'un başkanlığını yaptığı Competitive Advantage of Turkey'in, Türk tekstil ve hazır giyim sektörü üzerine hazırladığı raporda, Çin'in 10 yıl içinde dünyanın tekstil, hazır giyim ve moda üretim merkezi olacağı vurgulandı. Türkiye'nin Çin'le maliyet liderliği ile rekabet etmekten vazgeçmesi gerektiğinin de belirtildiği raporda, üretimi Anadolu'ya kaydırma stratejisinin 2005'e karşı önemli bir avantaj sağlamayacağı belirtildi.

Competitive Advantage of Turkey, büyük şirketlerin ve Taha Holding, Sun Tekstil AŞ, ATK Tekstil AŞ sponsorluğu ile hazırladığı "Tekstil ve Hazırgiyim Endüstrisi için Sürdürülebilir Gelişme: MFA'dan ATC'ye 2005" adlı raporu yayınlandı.

2005 sendromu

2005 yılında MFA'nın (Multi, Fiber Agreement) kalkacağının, yerine ATC'nin (Agrement Textile and Clothing) devreye gireceğinin belirtildiği raporda, "Kotalar kalkacak ve tüm ülkeler kotasız ve eşit şartlarda ticaret yapacaklardır. Gelişmekte olan birçok ülke, istihdam yaratmak ve milli gelir elde etmek için tekstil ve hazır giyim endüstrilerine yatırım yapmakta ve bu endüstrilere kalkınma için güvenmektedir. En azından bir düzine gelişmekte olan ülke için, tekstil ve hazır giyim toplam ihracatın yüzde 25'ten fazlasını oluşturmaktadır, hatta Bangladeş, Honduras, Pakistan, Nepal ve Sri Lanka gibi ülkelerde ise bu oran yüzde 60'ı aşmaktadır. 2005'te kotalar kaldırıldığında uluslararası üreticiler, en düşük maaşlısı bile, uluslararası standartlara uyum sağlamak için üretim metotlarını ve maaşlarını mantık çerçevesine oturtmak zorunda kalacaklardır. Bu standartları karşılayamayan üreticilerse, azalan satış ve pazar payı nedeniyle zarara uğrayacaklardır" bilgileri verildi.

Çin, pazarı ele geçirebilir

2005 sonrasında gelişmekte olan ülkelerin sıkı bir rekabetin içine gireceklerinin anlatıldığı raporda, "Ancak bu rekabet nasıl şekillenecektir? 2005 sonrası durum rekabet gücü elde etmenin formülünü bulmak ile ilgili olacaktır. Çin'in DTÖ'ye katılımıyla ilgili Dünya Bankası tarafından yapılan bir araştırmaya göre, 2005 tarihi itibariyle Çin'in dünya tekstil ve hazır giyim pazarının yüzde 50'sini ele geçirmesinin söz konusu olduğu saptanmıştır.

Kotaların ortadan kalkacağı 2005 yılında yüzde 223'lük artışla Çin'in 8.7 milyon ton tüketim miktarına ulaşacağı, ABD'nin yüzde 200 artışla 9,6 milyon tonluk tüketime, Japonya'nın yüzde 170'lik artışla 3,4 milyon tonluk ve Avrupa Birliği'nin ise yüzde 150'lik artışla 8,3 milyon tonluk tüketim düzeyine ulaşacağı tahmin edilmektedir. Ülkelerin tekstil ve konfeksiyon sektöründeki kendi kendine yeterlilik oranlarına bakıldığında ise, Japonya'nın kendi kendine yeterliliği yüzde 59, Avrupa Birliği'nin yüzde 38, ABD'nin ise yüzde 32 oranında azalacağı görülüyor" değerlendirilmesine yer verildi.

Türkiye için yeni modeller gerekli

Türkiye'de tekstil ve hazır giyim sektörünün mevcut stratejilerini değiştirmesi gerektiğinin anlatıldığı raporda, "Aksi takdirde büyüme stratejilerini ucuz iş gücü, standart ürün felsefesi üzerine kuran şirketler çok değil yakın gelecekte küçülecek ve bu sektörde önemli bir daralma yaşanacaktır. Toplam ihracatın yüzde 40'ını gerçekleştiren bu sektör mevcut yapısını değiştirmez ise bu Türkiye için gelecekte önemli kayba neden olabilir. Türk sanayii günümüzde bir çıkmaza girmiştir ve her gün daha da yıpranmaktadır. Bu sistemlerde hiçbir yere varılması da mümkün değildir. Türkiye için "yeni modeller" gereklidir" görüşlerine yer verildi.

Düşük işçilik ücreti avantajlı değil

Gelecekte, dünya üzerinde, devamlı değişen müşteri ihtiyaçlarını göz önünde tutan, çok hızlı şekilde gerekli hususları derleme ve toplamaya yetenekli, yenilikleri bünyesinde en hızlı şekilde uygulayan, değişikliği kabul eden dinamik yapılı organizasyonların başarılı olacağının anlatıldığı raporda, "Bu organizasyonlara yer veren ülkeler de kalkınacaktır. Bu durum göz önüne alınarak; dünya pazarında payını artırmak, en azından muhafaza etmek, sıçrama niteliğindeki büyük ve sağlam ilerlemelerin gerçekleştirilebilmesi için, Türkiye bugünkü dünya üzerinde nerede olduğunu saptayarak, kendi modellerini geliştirmelidir. Planlarını ona göre yapmalıdır. Bunları yaparken de; işadamları çalışanları ile birlikte el ele vererek tüm değişim ve gelişimleri takip etmeli, eğitim ve grup çalışmalarına yönelmeli, bu çalışmaları esnasında üniversite, iş dünyası ve devlet işbirliği içinde bulunmalı ve kısaca yeniden yapılanmalıdır. Türkiye'de rekabet avantajı anlayışı, düşük işçilik ücretleri, paranın değerinin düşük olması, enerji maliyetleri, temel hammadde kaynağına sahip olma ve düşük hammadde kullanımı, düşük kaynak kullanımı olarak algılanmaktadır. Bunlar rekabet avantajı değildir. Bu anlayış toplumsal fakirliğin temelidir. Oysaki rekabet avantajı nitelikli insan gücü, sermaye, fiziksel kaynakların en verimli kullanımı ve asıl önemlisi de yenilikçilik (innovation) dır. Bu ise aynı zamanda zenginliğin tabana yayılmasıdır" görüşleri vurgulandı.

Anadolu hatası

Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün maliyet liderliği ile rekabet etmekten vazgeçmesi gerektiğinin vurgulandığı raporda, "Ya da bunu artık genel bir strateji olarak görmemelidir. Ancak görülüyor ki bundan pek de vazgeçmeyecek ve Türkiye içinde küçük Çin'ler kurmaktadır. Türkiye, 2005 karşısındaki sihirli formülü Anadolu'ya yeni konfeksiyon ve tekstil yatırımları yaparak üretimi Anadolu'ya kaydırmayı bir strateji olarak görmektedir. Bunu 2005'e karşı önemli bir avantaj olarak görmektedir. Üretimi Anadolu'ya kaydırmanın anlamı sosyal güvenceden yoksun çok düşük ücrette ve kayıtdışı üretim demektir. Bunu diğer bir anlamı ise rekabet gücü elde etmek yerine düşük maliyet ve yüksek miktarda üretim ile avantaj kazanmak yani ülkenin fakirleşmesidir. Tam tersi bir strateji de ise GSMH'nın yükselmesi ve tabana doğru bir zenginliğin oluşturulmasıdır. Ancak sektör düşük maliyet ve yüksek miktarda üretim stratejisini benimsemektedir" görüşlerine yer verildi.

AR-GE yetersiz

Türk tekstil ve hazır giyim endüstrisinin uluslararası standartlara kavuşması, katma değer yaratması, AR-GE faaliyetlerinde bulunması yönündeki çalışmalarının yok denecek kadar az olduğunun anlatıldığı raporda, "Bütün dünya çok ince hesaplarla yarınlarını planlarken Türk endüstrisi büyük bir saflık ile hareket etmektedir. Dünya Bankası ve USTID tüm ihracatçı hazır giyim ve tekstil endüstrisini pazar kayıpları, sertleşecek teknik engeller, artacak üretim ve daha da düşecek fiyatlar ile acımasız rekabet ortamı ile uyarırken ülkemiz endüstrisi hiç bir adım atmamaktadır.Üretimi Anadolu'da küçük atölyeler ile sağlayarak maliyet liderliğini sürdürmeye çalışmak bir strateji olmadığı gibi bunun endüstriye değer yaratacak bir yanı da yoktur" görüşleri vurgulandı.

Standart üretimle rekabet şansı yok

Türkiye'deki kumaş üreticilerinin gerekli AR-GE yatırımlarını yapmadıklarına dikkat çekilen raporda şu görüşlere yer verildi: "Kumaş üretiminde Türkiye'de AR-GE yoktur üretim harcıalem bir şekilde yapılmaktadır. Esnek üretim ve yönetim becerilerinden yoksundur. Böyle giderse 2005 yılını izleyen bir süreç içinde konfeksiyon üretimin pazar kayıplarının yanı sıra bu eksikliğinden ötürü çok önemli bir pazar kaybına da uğrayacaklardır. Standart her ülkede üretilebilen kumaş türlerini üretmeye devam etmesi durumunda Asya ülkeleri ile rekabet şansı yüzde 0'dır. Bölgesel kümeler içinde etkinliğini artıracak endüstri için bölgesel AR-GE enstitüleri kurulmalıdır. Ayrıca kumaş üretiminde esnek üretim sistemleri oluşturulmalıdır. Kumaş üretimi ve teslimat süreleri kısaltılmalıdır. Kumaş temin süreleri Türkiye'de uzundur. Özellikle konfeksiyon üretimi için numune hazırlamak önemli bir unsurudur. Numune üretiminden sonra konfeksiyon üreticisi sipariş almaktadır. Ancak kumaş şirketleri konfeksiyon üreticilerine sundukları kumaşları en az 6 haftadan önce temin edememektedir. Kumaş üreticilerinin bu esnek yapıdan yoksun yapısı konfeksiyon üreticilerinin en önemli sorunudur ve pazarlama faaliyetlerindeki hızı etkilemekte pazar kayıplarına neden olmaktadır."

Japonya iyi bir pazar olacak

Gelişmiş ülkelerden Japonya'nın kendi kendine yeterliliğinin en yüksek oranda azalacağının belirtildiği raporda, "Bunun öncelikle Asya ülkeleri için 2005 sonrasında bu ülkeye ihracat artışına sebep olacağı düşünülüyor. Japonya'nın ülkemiz için de özellikle konfeksiyon sektöründe önemli bir yeni pazar olabilir" denildi.

Çevresel etki faktörü

Firmaların bugün için büyük maliyet olarak görebilecekleri, ancak ileride getirisinin çok fazla olabileceği sertifikasyon ve eğitim konusuna ciddi olarak eğilmeleri gerektiğinin anlatıldığı raporda, "2005 yılından sonra potansiyel tehditlerin başında kotalar ve tarifeli engellerin, tarife dışı engellerle yer değiştirmesidir. Özellikle geçiş sürecinde yer alan dönemde bir engel olarak çevresel etki faktörü daha da sert bir şekilde engel olarak uygulanacaktır" görüşleri dile getirildi.

Raporun hazırlanmasına destek veren kuruluşlar

Çok sayıda ulusal ve uluslararası kuruluşun destek verdiği rapor, 7 aylık bir çalışmanın sonucunda hazırlandı. Konusu ve kapsamı ile Türkiye'de ve dünyada bir ilk olan rapor 14 Bölüm ve 400 sayfadan oluşuyor. Destek veren kuruluşlar ise şöyle: "Kadir Has Üniversitesi, Harvard University, Adelaide University, China Textile University, Australian National University, DISK = Tekstil İşçileri Sendikası, WTO World Trade Organization, UNCTAD = United Nation Conference on Trade and Development, OECD, ILO, ISO, World Bank, NATHAN Associates Inc., CATO Institute, Deloitte Touche Tohmatsu, Price Waterhouse Coopers, American Textile Manufacturers Institute, Fairwear Organization, New York ashion Institute of Technology (FIT), International Institute Environment and Development (IIED), Kluwer Law International, U.S. Department of Labor Bureau of International Labor Affairs, International Institute for Sustainable Development."

AB ve ABD'de kotaların kaldırılma aşamaları

Aşama .Geri kalan kota büyüme oranındaki yıllık artış oranı .İthalatçı ülkenin kotasız tekstil ve hazır giyim payı

I 1995-1997 Yüzde 16 16 Yüzde

II 1998-2001 Yüzde 17 25 Yüzde

III 2002-2004 Yüzde 18 27 Yüzde

IV 2005 (final) Yüzde 49 Kota Kalmadı

(Kaynak: Amerika Tekstil ve Hazırgiyim Ticaret Ofisi)

Örme giyim ve dokuma kumaş tehdit altında

Örme giyim üreticilerinin büyük bir tehdit altında olduğunun anlatıldığı raporda, "Kotalar alıcı firmaların alımlarını birçok ülkeye yayıp dengesine yardımcı olmaktaydı. Bu durum değiştiğinde özellikle standart ürünleri ürettiren alıcılar bunları birkaç ülkede kuracağı üretici networkü ile giderecektir. GAP, Marks&Spancer H&M, C&A gibi şirketler bir süreç içinde örme giyim organizasyonlarını tamamen Çin ve Hindistan da yoğunlaştıracaklardır. Tek bir fabrikada büyük üretim kapasiteli şirketler Türkiye de yok denecek kadar azdır. Çin ve Hindistan da ise durum çok farklıdır. Geleneksel olarak üretimlerinin büyük bir kısmını hatta tamamını bu ülkelere ayıran üretici şirketler tehdit altındadır. Bu sebeple pazar tabanlarını yaymaları ve dünyada birçok irili ufaklı markalara üretim yapabilecek yönetim ve üretim esneklikline sahip olmaları gerekmektedir. Türk hazır giyim ve tekstil endüstrisinde esnek üretim ve esnek yönetim modelleri oluşturulmalıdır. Bunu yapabilen şirketler ayakta kalacaktır başaramayanlar ise bir süreç içinde yüksek pazar kayıplarına uğrayacaklardır" bilgileri verildi.

 

Anasayfa        Hakkımızda        Basında Urak        İş Olanakları       Linkler       Ulaşım       İletişim

            Copyright © 2004, Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu, Tüm Hakları Saklıdır.