24.10.2003--- 2005
yılında tekstil sektöründe kotaların kalkmasıyla
birlikte Çin’in dünya tekstil ve giyim pazarının yüzde
50’sini ele geçireceği ileri sürülüyor.
2005 yılında tekstil sektöründe kotaların kalkmasıyla
birlikte Çin’in dünya tekstil ve hazır giyim pazarının
yüzde 50’sini ele geçireceği ileri sürülüyor.
Koç Holding Bilgi Grubu Başkanı işadamı Ali Koç
tarafından kurulan Competitive Advantage of Turkey,
“Tekstil ve Hazırgiyim Endüstrisi İçin Sürdürülebilir
Gelişme: MFA’dan ATC’ye 2005” başlığı ile bir rapor
yayınladı. Raporda, dünya tekstil ve hazır giyim
endüstrilerinde global sarsıntı ve Türkiye’ye olumsuz
etkileri-2005 yılında kotasız yaşam konusu ele alındı.
ÇİN DÜNYA DEVİ OLACAK
2004 yılı sonu itibariyle Multi-Fibre Anlaşması’nın
ortadan kalkması ve yerine Dünya Ticaret Örgütü Tekstil
ve Hazır Giyim Antlaşması (ATC) kullanılmaya başlanacağı
anımsatılan raporda, bununla tekstil alanında kotaların
kalkacağı ve tüm ülkelerin kotasız ve eşit şartlarda
ticaret yapacağına işaret edildi. Buna göre, anlaşmanın
yürürlüğe girmesiyle birlikte Çin’in tekstil ve hazır
giyim ihracatı ve üretimindeki payı artacak ve dünya
toplam üretiminde yüzde 50’leri yakalayacak. Bu durumda
Bangladeş ve Kamboçya gibi bu sektörlerde kota
uygulaması kullanan ülkeler ise zor durumda kalacak.
Bazı tekstil üretim merkezleri Çin firmaları tarafından
satın alınacak.
Çin’in 10 yıl içinde dünyanın tekstil, hazırgiyim ve
moda üretim merkezi olacağı kaydedilen raporda, Dünya
Bankası’nca yapılan bir araştırmaya göre, 2005
itibariyle Çin’in dünya tekstil ve hazır giyim pazarının
yüzde 50’sini ele geçireceğine işaret edildi. Raporda,
Çin’in; tüketicisi genel olarak kalite bilinci yüksek ve
ithalatı kotaya bağlı olmayan Japonya pazarının yaklaşık
yüzde 80’ini elinde bulundurduğu vurgulanarak, bunun da
Çin mallarının yüksek kalitede olduğunun bir göstergesi
olduğu kaydedildi. Rekabet edilmesi çok güç Çin malları
girdikleri pazarlardaki fiyat seviyelerini aşağılara
çekerek, deflasyona neden olacak. Çin mallarının ucuz
satılmasının temelinde ise ucuz işgücü maliyetleri
bulunuyor.
Kotaların ortadan kalkacağı 2005 yılında yüzde 223’lük
artışla Çin’in 8.7 milyon ton tüketim miktarına
ulaşacağı, ABD’nin yüzde 200 artışla 9,6 milyon tonluk
tüketime, Japonya’nın yüzde 170’lik artışla 3.4 milyon
tonluk ve Avrupa Birliği’nin ise yüzde 150’lik artışla
8.3 milyon tonluk tüketim düzeyine ulaşacağı tahmin
ediliyor.
TÜRKİYE’DE DURUM
Tüketim artışındaki bu eğilim Türkiye tekstil ve
konfeksiyon sektörü ihracatı için maliyet açısından
rekabette zorlanacağı Çin dışında, ABD ve Japonya’nın
potansiyel tüketici ve ithalatçılar olacağı ve Avrupa
Birliği’nin tüketici olarak öneminin azalacağını
gösteriyor. Raporda, Japonya’nın kendi kendine
yeterliliğinin azalacağı, bunun sonucunda 2005
sonrasında Asya ülkelerinden bu ülkeye ihracat artışına
neden olacağı tahmin ediliyor. Japonya’nın Türkiye için
de özellikle konfeksiyon sektöründe önemli bir yeni
pazar olabileceğini düşünülüyor.
SEKTÖRE ÖNERİLER
Rapora göre, Türk tekstil ve hazır giyim sektörü,
ağırlıklı olarak kayıt dışı faaliyet sürdürüyor. Tekstil
ve özellikle hazır giyim sektöründe son derece yaygın
olan kayıtdışılıktan biran önce çıkılması gerekiyor.
Tekstil ve hazır giyim sektöründe uzun vadeli bir başarı
için işgücü maliyetini düşürücü bir unsur olarak görülen
çocuk işçilikten uzak durulması istenen raporda, bundan
vazgeçilmemesi durumunda uzun vadede sektöre daha büyük
zararları olacağına da işaret edildi. Firmalardan ayrıca
sertifikasyon ve eğitim konusuna da ciddi olarak
eğilmeleri istendi. Ayrıca Türk tekstil ve hazır giyim
sektörünün maliyet liderliği ile rekabet etmekten
vazgeçmesi gerektiği, yatırımları anadoluya kaydırarak
yapılacak üretimin de sosyal güvenceden yoksun çok düşük
ücrette ve kayıt dışı üretimi patlatacağı vurgulandı.
Türkiye’de kumaş üreticilerinin gerekli Ar-Ge
yatırımlarını da yapmadığına dikkat çekilen raporda, bu
eksiklikle birlikte standart her ülkede üretilebilen
kumaş türlerini üretmeye devam eden Türkiye’nin Asya
ülkeleri ile rekabet şansının yüzde “0” olduğu
savunuldu.
REKABET GÜCÜ YÜKSELTİLMELİ
Sektördeki değişime ayak uydurmanın en önemli
faktörünün ülke endüstrilerinin rekabet gücünü
yükseltmek olduğu kaydedilen raporda şu görüşlere yer
verildi:
”Bir ülkenin hangi kulvarda koşmak istediğine karar
vermesi ve endüstrisini de buna göre şekillendirmesi bu
büyük değişimin itici gücü olacaktır. Eğer Türkiye de
tekstil ve hazır giyim sektörü mevcut stratejilerini
değiştirmezse büyüme stratejilerini ucuz iş gücü,
standart ürün felsefesi üzerine kuran şirketler çok
değil yakın gelecekte küçülecek ve bu sektörde önemli
bir daralma yaşanacaktır. Toplam ihracatın yüzde 40’ını
gerçekleştiren bu sektör mevcut yapısını değiştirmezse
bu Türkiye için gelecekte önemli kayba neden olabilir.
Türk sanayisi günümüzde bir çıkmaza girmiştir ve her gün
daha da yıpranmaktadır. Bu sistemlerde hiçbir yere
varılması da mümkün değildir. Türkiye için ‘Yeni
Modeller’ gereklidir.”