Türkiye'de kısa adı CAT (Competitive Advantages of Turkey - Türkiye'nin
Rekabet Avantajları) olan ve Prof. Michael Porter tarafından yönetilen
önemli bir proje sürdürülüyor. Türkiye'deki rekabetçi sektörlerin
belirlenmesi ve bu sektörlerdeki sorunların çözümüne katkıda bulunmak
amacıyla başlatılan proje ile ilgili bilgi veren Aslıhan Kornoşor CAT'ın
şimdiye kadar Türkiye'de yapılan rekabetçi strateji çalışmalarından
farkını şöyle özetliyor: "Proje, Porter'ın metodolojisinin en güçlü
taraflarından biri olan 'cluster' (küme) modeli çerçevesinde
gerçekleştiriliyor. Kısaca cluster kavramı, Prof. Porter tarafından
spesifik bir ürünün ya da hizmetin üretilmesinden, nihai kullanıcıya
ulaştırılmasına kadar emeği geçen, aralarında coğrafi yakınlık olsun ya
da olmasın, tüm özel ve kamu kuruluşlarının, firmaların, bir arada
oluşturdukları yapı olarak tanımlanıyor. Nihai ürünün rekabet şansı tüm
bu birimlerin üzerlerine düşen görevi ne kadar iyi yaptıklarına bağlı.
Porter'ın yapmış olduğu araştırmalar neticesinde gelişmiş ülkelerin
dünya liglerinde başarılı olmasının arkasında bu küme yapılarının gücü
olduğunu görüyoruz.
Peki
CAT Projesi'nin sonuçlarına göre Türkiye'deki sektörlerin durumu ne?
Tekstil
Türkiye'nin çok eski ve gelişmiş bir tekstil sektörüne sahip olması bir
avantaj. Ancak bu avantajın rekabet gücüne yansıyabilmesi için tekstil
ve konfeksiyon sektörlerinin aralarındaki çıkar tartışmalarına son
vermeleri gerekiyor. Bu yüzden aynı sektör içinde bulunan bu iki grubun
ortak neler yapabileceği konusunda fikir birliğine varmaları, gittikçe
zorlaşan ve fiyat üzerinde dönen rekabet koşullarında bir avantaj
kazanmalarını sağlayacak. Markaya gelinceye kadar verimliliği arttırmak,
ürünlere katma değer kazandıracak alt yapıyı kurmak, araştırma
geliştirmeye yatırım yapmak, moda yaratıcısına önem vermek, birimler
arası iletişimi arttırmak ve yeni ekonominin gerektirdiği unsurları 'cluster'
yapısına taşımak gerekiyor.
Turizm
Turizm sektörü 80 sonrası otel yapımına verilen teşvikler ile hızlı bir
otelleşme dönemi yaşadı. Dolayısıyla yatak kapasitesini hızla artırmış
ama daha sonra o yatakları doldurmak için bir stratejisi ve ona göre bir
hazırlığı olmadığı için en kötü olan yolu seçti ve çok ucuz fiyatlarla
turist getirerek yatakları doldurma yoluna gitti. Bunun sonucu olarak
bütün dünyada Türkiye için "ucuz ülke" imajı yayılmaya başladı. Artık
fiyatları yukarılara çekerek kar marjını artırabilmek şu anda uygulanan
strateji ile mümkün görülmemekte. Bu aşamada Türk Turizm sektörü
müteşebbislerinin farklılaşma stratejilerine geçiş yapmaları gerekiyor.
Yani herkesin verdiği standart ürünleri değil, üzerine kendi
yarattıkları katma değeri ekledikleri yeni turizm ürünlerini piyasaya
sürmeleri gerekiyor.
Gıda
Sektör çok küçük firmalardan oluşuyor ve hala çok eski bir düşünce
yapısı hakim. Çok temel ürünler, yani katma değeri düşük ürünler ihraç
ediliyor. Bu ürünleri alıp işleyen dış alıcılar ise ürünlerde katma
değer yaratarak daha fazla para kazanma şansına sahip oluyorlar. Gerekli
olan şey, işi high-tech olarak yapmayı öğrenmek ve daha fazla kar elde
edebilecek yüksek katma değerli ürünlere geçmek.
Finans
IMF'in istikrar programı ve yeni düzenlemeler bankaları yeni stratejiler
üretmeye zorluyor. Uluslararası oyuncuların sektöre girmeleri, verimsiz
ve karlı olmayan bankaların üzerinde baskı yaratacak. Tahminler satın
almaların ya da iflasların başlayacağı yönünde. Bankacılıkta da bütün
kaynakları birleştirebilen bir 'cluster' stratejisine ve gittikçe
zorlaşan rekabet şartlarında nasıl ayakta durulabileceğini anlama
ihtiyacı var. Bankalar satın alma ve birleşmelere hazırlanmalı, daha
gelişmiş bankacılık hizmetlerinde uzmanlaşma olmalı.
GLOBUS, Mayıs 2000