2005 yılında tekstil sektöründe kotaların kalkmasıyla birlikte Çin'in
dünya tekstil ve hazır giyim pazarının yüzde 50'sini ele geçireceği
ileri sürülüyor.
Koç Holding Bilgi Grubu Başkanı işadamı Ali Koç tarafından kurulan
Competitive Advantage of Turkey, ‘‘Tekstil ve Hazır giyim Endüstrisi
İçin Sürdürülebilir Gelişme: MFA'dan ATC'ye 2005’’ başlığı ile bir rapor
yayınladı. Raporda, dünya tekstil ve hazır giyim endüstrilerinde global
sarsıntı ve Türkiye'ye olumsuz etkileri-2005 yılında kotasız yaşam
konusu ele alındı.
DÜNYA DEVİ OLACAK
2004 yılı sonu itibariyle Multi-Fibre Anlaşması'nın ortadan kalkması
ve yerine Dünya Ticaret Örgütü Tekstil ve Hazır Giyim Antlaşması (ATC)
kullanılmaya başlanacağı anımsatılan raporda, bununla tekstil alanında
kotaların kalkacağı ve tüm ülkelerin kotasız ve eşit şartlarda ticaret
yapacağına işaret edildi. Buna göre, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle
birlikte Çin'in tekstil ve hazır giyim ihracatı ve üretimindeki payı
artacak ve dünya toplam üretiminde yüzde 50'leri yakalayacak. Bu durumda
Bangladeş ve Kamboçya gibi bu sektörlerde kota uygulaması kullanan
ülkeler ise zor durumda kalacak. Bazı tekstil üretim merkezleri Çin
firmaları tarafından satın alınacak.
Çin'in 10 yıl içinde dünyanın tekstil, hazır giyim ve moda üretim
merkezi olacağı kaydedilen raporda, Dünya Bankası'nca yapılan bir
araştırmaya göre, 2005 itibariyle Çin'in dünya tekstil ve hazır giyim
pazarının yüzde 50'sini ele geçireceğine işaret edildi. Raporda, Çin'in;
tüketicisi genel olarak kalite bilinci yüksek ve ithalatı kotaya bağlı
olmayan Japonya pazarının yaklaşık yüzde 80'ini elinde bulundurduğu
vurgulanarak, bunun da Çin mallarının yüksek kalitede olduğunun bir
göstergesi olduğu kaydedildi. Rekabet edilmesi çok güç Çin malları
girdikleri pazarlardaki fiyat seviyelerini aşağılara çekerek, deflasyona
neden olacak. Çin mallarının ucuz satılmasının temelinde ise ucuz işgücü
maliyetleri bulunuyor.
Kotaların ortadan kalkacağı 2005 yılında yüzde 223'lük artışla Çin'in
8.7 milyon ton tüketim miktarına ulaşacağı, ABD'nin yüzde 200 artışla
9,6 milyon tonluk tüketime, Japonya'nın yüzde 170'lik artışla 3.4 milyon
tonluk ve Avrupa Birliği'nin ise yüzde 150'lik artışla 8.3 milyon tonluk
tüketim düzeyine ulaşacağı tahmin ediliyor.
|