Yıllar önce, hippiler Sulatnahmet'i mekan tutunca
Türkiye ilk turistleriyle tanıştı.
Sultanahmet Türkiye'nin ilk turistik yeriydi.
Buranın esnafı Türkiye'nin ilk turizmcileri oldu. Türkiye'de turizmin
yazılanlar çizilenler gibi güllük gülistanlık olmadığının ilk farkına
varan da elbet Sultanahmet olacaktı.
Nitekim öyle oldu da.
Yeni
bir nefes arayışında atılan ilk adımda Sultanahmet Turizm Grubu
oluşturuldu. Bu grubun üyeleri, benim de e-postama düşen mesajlarında
bakın durumdan nasıl yakınıyorlar: "Antalya'ya 40bin turistin
geldiğini yazıyor gazeteler. Acaba bunların ülkemize kaç dolar
bıraktıklarını biliyorlar mı? Gelenler asla para harcamıyorlar. Turizmde
artık orta ve yüksek gelir gruplarına hizmet vermeliyiz. Böyle bir
trendi yakalamak için ne yapılması gerektiğini araştırmalıyız. Yoksa
turizm patlaması büyük bir hüsrana dönüşebilir."
Sultanahmet Turizm Grubu'nun ne yaptığını araştırırken, grubun
stratejisti Melih Bulu gazeteye gelerek ne yaptıklarını anlatmayı
öneriyor.
Bulu'nun anlattıkları ilginç.
Bir
kere çalışmalarını bilimsel bir şekilde yürütüyorlar. Kendilerine
Harvard Üniversitesi'nden ünlü strateji uzmanı Prof. Michael Porter'ın
ekibi destek oluyor. Sultanahmet turizm sektörünü biraraya getiren
toplantılar yapılıyor.
Melih
Bulu, bu toplantılara her konumdan yaklaşık 140 kişinin katıldığını
söylüyor. Toplantılarda sorunlar masaya yatırılıyor, analizler
yapılıyor. Mesela, Türkiye'nin tek ürün halinde yanlış pazarlandığı
saptanıyor.
"Agresif marketing"
anlayışıyla internet üzerinde müşteri çekme gibi bir stratejide karar
kılınıyor. Gurubun projeleri arasında, Sultanahmet bölgesini yerli
turiste tanıtmak amacıyla Sultanahmet Post Gazetesi çıkartmak, turizm,
tekstil, seramik sektörlerinin birarada çalışacağı Sultanahmet Dizayn
Enstitüsü kurmak, internet üzerinden TÜRSAB üyelerini eğitmek var.
Sultanahmet Turizm Grubu işte böyle güzel şeyler planlıyor.
Peki
bu grup en büyük desteği kimden alıyor?
İngilizce kısaltılmış adıyla CAT yani Türkiye'nin Rekabet Avantajı
Projesi'nden.
CAT'in ne olduğu ise başka bir yazı konusu.
HÜRRİYET, 27 Ağustos 2000