Türkiye'nin en fazla katma değer
yaratan grubu Koç Holding ile küçük ve
orta ölçekli işletmelerin yolları bir noktada
birleşir mi?
Öyle ya; Koç Holding küresel dünyayı yakalama telaşında.
Küçük ve orta ölçekli işletmeler ise
bilgilenmek, ayakta kalmak ve büyük balıklara
karşı güçlü olma derdinde.
Kısacası; büyük balık küçük baığı hep yutuyor(!) Ama
bu kez yolculuk farklı, anlayış farklı. Çünkü Ulusal
Rekabeti Araştırma Kurumu (URAK) çatısı altında
çok önemli bir vizyon çiziliyor.
Vizyonerler, Türk iş ve siyaset dünyasının önemli
simalarinin genç kuşakları. Koç Holding Bilgi Grubu
Başkanı Ali Koç ile Dışişleri eski
bakanı İsmail Cem'in kızı İpek Cem, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Işletmeleri Geliştirme ve
Destekleme İdaresi (KOSGEB ) Başkanı
Erkan Gürkan'ı da yanlarına alarak bir dernek
kuruyorlar ve URAK ortaya çıkıyor.
Peki, bu URAK niye önemli?
* URAK, " Türkiye'nin küresel dünyayla bütünleşmesinde
rekabet gücü nedir?" Bunu tartışıyor.
* URAK , küçük ve orta ölçekli
işletmelerin Türk ekonomisinin esnek gücünü
yarattiğini biliyor. Türkiye'de kredi
pastasından yüzde 7 pay alan küçük ve orta
ölçekli isletmelerin sağlıklı büyümelerini istiyor.
* URAK , istihdam sorununun çözümünde
küçüklerin büyüsüne inanıyor. Yani, küresel dünyayla
bütünleşmede ekonomide ölçeklerin
büyümesini istiyor.
2 yıl önce kurulan URAK ile KOSGEB birlikte
önemli bir projeye imza atmışlar.
Türkiye'nin ulusal rekabet haritasini
hazırlıyorlar.
Hangi ilde hangi sektör ne durumda? Şirketler ne yapıyor?
Kim nasıl ayakta kalabilir? Bu çalışma önümüzde günlerde
tamamlanacak. Ama bu arada önemli bir gelişme oluyor.
Ve URAK, Türk sanayisinin en önemli think thank
merkezi olmak için harekete geçiyor.
Basta TAYSAD (Tasit Yan Sanayicileri
Dernegi ) olmak üzere, BEYSAD
(Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği),
TÜGIAD (Türkiye Genç İşadamlari Derneği),
OSD ( Otomotiv Sanayii Derneği) ve
OSTİM ile görüşüyorlar ve hep birlikte bir çatı altında buluşmaya karar veriyorlar. Arçelik
ve Ford şirket olarak da işin içinde yer alıyor.
Organize sanayi bölgelerine teklif gidiyor. Önümüzdeki
günlerde bu güçbirliği ile ilgili detaylı açıklamalar
gelecek. Amaç bilgiyi paylaşmak, lobi
yapmamak.
Bu geniş tabanli katılımcılıkta meslek kuruluşları,
şirketler, yerlerini almaya çalışırken asıl Türk
sanayisi ile içiçe olmak durumunda olan bankalar
nerede yer alacak? Inanın çok merak ediyoruz.
İste BNP Paribas ile evlilikten sonra çizgisini
farklılastiran TEB'in yeni yolculuğundaki önemli
kavşakta KOBİ'ler yer alıyor. TEB hazırlığını yapmış ama
TEB'in bu işe gönül vermiş genel müdür yardımcısı
Turgut Boz'un anlattiği olay düşündürücü.
Alman Kalkınma Bankası (KSW ) geçen yıl
TEB yöneticilerine diyor ki;
"Elimde 10.7 milyon euroluk bir kaynak var. Bu kaynaği Malatya,
Kahramanmaraş, Karadeniz Eregli, Gaziantep, Samsun ve
Trabzon'daki girişimcilere kullandırmak istiyoruz.
Bizimle çalısır mısınız?" TEB ile KSW
yetkilileri el sıkışıyor.
Alman Kalkınma Bankası'nın tek şartı var. Kredi
dilimlerinde alt basamak 200 bin euro, tavan 400 bin
euro. Krediler, isletme sermayesi, yatırım sermayesi
olarak dağıtılıyor . 2 yıl ödemesiz, 7 yıl
vadeli ve libor +2 faizle pazarlanıyor. Çok
cazip. Üstüne üstlük krediyi kullanmak isteyenlere
bürokrasi engeli de yok, bir günde işlem şip şak tamam.
Sonuç, onca pazarlamaya rağmen 6 ildeki
küçük ve orta ölçekli işletmeler 2 milyon
euroluk krediyi zar zor kullanıyor. Geri kalan
8.7 milyon euroluk dilim ise duruyor. Üstelik
banka elinde kalan tutar için binde 5 komisyon
ödüyor.
Kıssadan hisse; bilgi değerli, küçük işletmelerin
beslenmesi önemli. Çünkü Türkiye'de herkes aynı
akvaryumda, sinerji birleşmek zorunda. Küçük
işletmeler de bilginin gücünü öğrenmek
zorunda. Değişim için bu şart.
|