İki sivil
toplum örgütü ve iki lider... Ortak yönleri, bu hafta
yaptıkları açıklamalar... Her ikisi de ekonominin tepe
yönetimini eleştiriyor. Üslupların tek ortak yanı,
sertliği.. İçeriklerine dikkat çekmek istiyorum;
Sivil toplum örgütlerimizden ilki TESK. Türkiye Esnaf ve
Sanatkarları Konferderasyonu... Başkanı Derviş Günday,
yılbaşından mart sonuna dek geçen sürede 222 bin 900
esnafın kepenk kapattığını söylüyor. Detay da veriyor;
2004 yılında 146 bin 95 yeni iş yeri açılırken, 92 bin
700 işyeri kepenk kapatmıştır. İş değiştiren esnaf
sayısı ise bu yılda 26 bin 617’dir. 2005 yılının ilk 3
ayında ise 46 bin 500 yeni iş yeri açılmış, 25 bin 800
işyeri kapanmış ve 9 bin 287 kişi de iş değiştirmiştir.
Günday, bu veriler ışığında şunu söylüyor; Bugün esnafın
içinde bulunduğu zor durumu görmemek için, adeta kör
olmak gerekir. Hükümet, kredi faiz oranlarını acilen
düşürsün.
İkinci sivil toplum örgütümüz TOBB. Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği. Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ülkede
hala bir sanayi envanteri olmadığından şikayetle, bu,
vatana ihanetle eşdeğer. Elimizdeki orduyu tanımıyoruz.
Sonra da (hadi aslanlar savaşın) diyoruz. Bu mümkün mü
feryadında...
Burada üzerinde durmak istediğim, sivil toplum
örgütlerinin farklılaşan ya da bir türlü farklılaşmayan
tutumları arasındaki uçurumun giderek açıldığıdır. TESK,
yıllardır söylemini değiştirmemiştir. Her yıl kepenkler
kapanmaktadır. Her hükümet bu kapanışlardan sorumludur.
Her yönetim, esnafa ucuz kredi vermek zorundadır.
Bu söylemi, diğer benzer köklü kurumlara
esnetebilirsiniz. Aslında yakın geçmişe kadar örgütler
örgütü sayabileceğimiz ülkenin en geniş STK’sı TOBB da
benzer söylemler içindeydi. Ekonomi kan ağlıyor, hükümet
bir şeyler yapsın...
Hükümetler geldi geçti, o bir şeyler asla yapılmadı ve
işin garibi, bu söylemlerin artık bir işe yaramadığı da
nedense anlaşılmadı.
Şimdi TOBB, farklı bir duruşla karşımıza çıkıyor. Dediği
şu; sanayi envanterine ihtiyacımız var. Hükümet bunu
yapamıyorsa biz yapalım, bizim elimizi kolumuzu
bağlamayın.
Peki bu envanter neden bu kadar önemli;
Bunu bir ordu olarak düşünün. Sanayi de, ekonomik bir
ordu. Ordu kaç askeri var bilmiyor. Kaç postalı, elinde
kaç topu var bilmiyor. Kaç tüfeğe ihtiyacı var bilmiyor.
Elindeki uçak sayısını bilmiyor. (Haydi bakalım
aslanlar, savaşın. Ülkeyi kurtarın, koruyun) diyorsunuz.
Koruması mümkün mü? Mümkün değil. Şimdi bizim ekonomik
durumumuz da bu. Diyoruz ki, Türkiye’yi
zenginleştirecek, istihdam yaratacak sensin. Bunun
çözümünü kim bulacak? Girişimciler bulacak. Buna bir yol
göstereceksin. Yol gösterebilmen için kurulu güç
kapasitesini biliyor olman lazım. Biz, bilmiyoruz.
Ekonominin en üst noktasındaki insan olarak ben
bilmiyorum. Devletin en üst noktası da bilmiyor.
Son derece yerinde bir eleştiri. Üstelik alternatif
gösterici türden yapıcı bir eleştiri. Türkiye’nin hangi
yöresinin hangi alanlarda yetkinliğe ve doğal rekabet
avantajina sahip olduğunu bilmeden gerekli stratejik
adımlar atılabilir mi? Ulusal Rekabet Araştırmaları
Kurumu URAK’ın öteden beri söylediği de bu zaten.
Türkiye’nin rekabet avantajını arttırabilmek için her
yörenin kendi yetkinlik alanlarıyla sanayileşmede
kümeleşmesi ve bu sayede belli alanlarda dünyada ön
alabilme imkanının yaratılması...
Fakat URAK’ın yaklaşımı, ülkenin sanayi envanteri
olmaması yüzünden hayata geçirilme safhasında binlerce
sorun yaşıyor. Hisarcıklıoğlu’nun söylediği de bu
eksiğin altını çiziyor.
Ancak bu sayede Türkiye’nin yatırım politikası ve
tasarımı ortaya çıkabilecek, girişimciye hedef koymanın
yolu açılacak.
Herkesin aynı sayfadan konuşamadığı ülkemizde birimiz
çıkıp kapanan kepenkleri sayarken diğerimiz bu
kepenklerin neden kapandığını araştırıyor. Oysa ki
nicelik olarak sivil toplum örgütü zengini Türkiye, bu
örgütlerin oluşturduğu söylemlerde niteliği de
artırabilirse, daha da ileri gidip, yetkinlik alanlarına
göre işbirliği içinde sorunların doğru yerlere
adreslenmesini sağlayabilirse, hükümetlerin elinde
inanılmaz bir bilgi ve organizasyon gücü olacak.
Yoksa siz devlet ve planlama işlerininin hálá DPT’nin
işi olduğuna inananlardan mısınız?
13.04.2005
Kaynak: Star Gazetesi
http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=69666