Sektöre Rekabet Reçetesi Yazılıyor

 

DR. MELİH BULU
Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu Genel Koordinatörü

 

Yönetim biliminde bir firmanın "rekabet avantajına" sahip olması, o firmanın en az bir şeyi rakiplerinden daha iyi yapmasını gerektirir. Bu sayede firma rakiplerine göre üstünlük sağlayacak bir noktayı ele geçirir ve bu durum, firmaya rakipleri karşısında rekabet avantajı sağlar. Tabii bunun bir adım ilerisi rakibi olmayan bir alan ya da sektörde olmaktır. Rakipsiz olduğunuz alanda doğal olarak fiyatınızı tekel koşulları mantığı ile belirleyip kâr marjınızı çok daha fazla artırmanız mümkün olacaktır.


Örneğin şu an Adıyaman Organize Sanayi Bölgesi’ne bir boyahane kurarsanız, Adıyaman çevresindeki tek boyahane siz olacağınız için o bölgede tekel gücünüz olur ve fiyatları büyük oranda siz belirlersiniz. Diyelim ki sizin Adıyaman’da ciddi kârlar yaptığınızı gören diğer bir girişimci de Adıyaman’a boyahane kurmaya karar verdi. Bu durumda da çok sorun olmayacaktır, çünkü Adıyaman’da konfeksiyon üretiminde hızlı bir artış var dolayısıyla iki boyahanede bölgeye  yetersiz gelecektir. 2006 yılına gelindiğinde kâr marjlarınızın hâlâ yüksek olduğunu gören diğer girişimciler de ard arda bölgeye boyahaneler açmaya başlayacaktır. İşte o zaman sizin boyahanenizin diğer boyahanelere göre en az bir üstünlük noktası yaratmak zorundadır; aksi takdirde kâr marjınız her geçen gün düşer ve gün ve gün iflasa doğru yaklaşırsınız. Yoğun rekabet olan sektörlerde firmalar iç kaynaklarına ve dış kaynaklarına bağımlı olarak rekabet avantajı yakalayabilirler. Örneğin sizin boyahaneniz Adıyaman’daki yüksek okul ile bir işbirliği protokolü imzalayıp az sayıdaki kimya hocasını esnek zamanlı çalıştırmaya başlarsa, ürün kalitenizde ciddi artışlar olacaktır.Elde ettiğiniz kalitedeki artış kâr marjınıza doğal olarak yansıyacaktır. Benzeri şekilde boyahanenizin arazisinde açacağınız kuyulardan bol miktarda su çıkması da yine sizin iç kaynaklarınız vasıtasıyla elde edebileceğiniz rekabet avantajına başka bir örnektir. Diyelim ki boyahanenize daha önce Adıyaman konfeksiyon fabrikalarında çalışmış yeni bir pazarlama müdürü aldınız. Yeni pazarlama müdürünüz etrafta kumaş boyama gereksinimi olacak üreticileri çok iyi bildiği için boyahanenin kapasitesi ve üretim kalitesine uygun müşteriler ile sizi işbirliğine sokabilir. Konfeksiyon üreticilerinin bu işbirliği sayesinde teslim zamanları azalır ve dolayısıyla Avrupa pazarına daha hızlı teslimat imkanı oluşur.

Sonuç olarak etrafınızdaki firmalar ile işbirliğiniz, bütün işbirliği yapan firmalara bir rekabet avantajı yaratmış olur ve bundan siz de payınızı alırsınız. Firmaların özellikle de tekstil ve konfeksiyon sektöründe iseler günümüzde tekel olarak üretim yapabilecekleri yer dünya üzerinde kalmamış gibidir.

"Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün sürdürülebilir rekabet avantajları, kümelenme modeli ve Güneydoğu Anadolu gerçeği... Bütün bunlar hakkında öğrenecek çok şeyimiz var."

Bu durumda firmaların kârlılıklarını sürdürebilmek için rekabet güçlerini iç ve dış kaynaklarını kullanarak artırmak zorunlulukları vardır.
Bir taraftan iç kaynaklarıyla daha verimli üretmek için arayışları devam ederken diğer taraftan da dış kaynaklardan gelebilecek avantaj imkanlarını aramaktadırlar.

 

Kümelenme Yaklaşımı

Kümelenme (cluster) yaklaşımı, 1998 yılından sonra dünyada hızla popüler hale gelmiş ve firmalara dış kaynakları aracılığı ile rekabet avantajı kazanmaları konusunda gerekli altyapının oluşturulmasını sağlamıştır. Bir ürün ya da hizmetin üretilmesi ile ilgili tarafların coğrafi bir yakınlıkta birarada bulunmaları koşulu ile birlikte iş yaptıkları ağ yapılarını kümelenme olarak tanımlıyoruz.Örneğin Bursa’daki otomotiv, Sultanahmet’teki turizm, Denizli’deki tekstil ve konfeksiyon sektörleri kümelenme yapılarına örnek olarak verilebilirler.
Kümelenmeler, birbirlerine göre faklılıklar gösterirler ancak çoğunluğu son ürün ve hizmet üreticilerini, uzmanlaşmış girdi, parça, makine ve servis sağlayıcılarını, finansman kuruluşlarını, müşterileri, yardımcı ürün üreticilerini, uzmanlaşmış alt yapı sağlayıcılarını, eğitim, bilgi, araştırma ve teknik destek sağlayıcı kurumları ve standart koyucu acenteleri içerir. Ticari veya sektörel birliktelikler de kümelenmelerin üyeleri olarak kabul edilir.

Kümelenmeler, üretkenliği artırarak, verimliliği yükseltecek ve yeni ürünlerin oluşmasını sağlayacak yenilikçiliği besleyerek kümelenmeye dahil olan işletmelere rekabet avantajı kazandırır. Kümelenmeler, girdilere sahip olmada, bilgiye, teknolojiye üretimde emeği geçen işletmelere erişmede ve gelişimi teşvik etmede avantajlar sağlar. Deneyimli bir işgücü havuzu ancak işletmelerin biraraya geldiği kümelenmelerde oluşabilir. Bu da işletmelerin personel alımında, işlem maliyetlerini düşürür ve zamanı kısaltır. Gelişmiş bir kümelenme ayrıca diğer önemli girdilerin sağlanmasında da etkin bir rol oynar. Uzaktaki bir tedarikçiden kaynak sağlamak yerine yerel tedarikçileri kullanmak işlem maliyetlerini düşürür. Pazar, teknoloji ve rekabet bilgilerinin tamamı kümelenme içinde birikir. En önemlisi kümelenmeler işletmeler, kamu kuruluşları, enstitüler (okullar, üniversiteler vs.) ve sivil toplum kuruluşları arasında olması gereken işbirliğinin ortaya çıkması sağlanır. Bilindiği gibi geçmişte, ancak temel hammaddelere sahip olabilen işletmeler pazar avantajlarına sahip olurdu. Ancak bugün geldiğimiz nokta itibari ile, fiziksel kaynaklara sahip olanlar değil, bu kaynakları rakiplerinden daha verimli kullananlar rekabet edebilmekte ve varlıklarını sürdürebilmektedir. Bugün, büyük dünya ekonomileri ve bu ekonomilerin en rekabetçi sektörleri incelendiğinde, arkalarında birbiri ile ilişkili işletmelerin coğrafi yoğunluğuna dayalı kümelenmeleri görmek mümkündür. Almanya denilince pek çoğumuzun aklına otomotiv, Norveç denilince deniz taşımacılığı, Japonya denilince elektronik eşya, İtalya denilince ise ayakkabı ve hazır giyim gelir. Bütün bu ülkeler üretim ile ilgili başta işgücü maliyetleri olmak üzere pek çok maliyet dezavantajına sahip olmalarına rağmen bahsedilen sektörlerde başarı ile rekabet etmeye gelişmiş kümelenmeleri sayesinde devam etmektedirler.
 


Kümelenme Çalışmalarının Gelişimi

Prof.Porter, 1998 yılında Harvard Business Review’de çıkan, kümelenmelerin rekabet avantajı oluşturacağı konusundaki ünlü makalesinden sonra dünyada kümelenme bazlı rekabet avantajı oluşturm a projeleri hızlanmıştır. 1999 yılında Competitive Advantages of Turkey-CAT (www.competitiveturkey.org) Projesi Harvard Üniversitesi’nden Prof.Porter’ın ekibi ve Türk özel sektörünün liderliği ile başlatılması sayesinde bu yarışa ülkemizde dahil olmuştur. CAT kapsamında yapılan çalışmalar gerek kamu gerekse özel sektör tarafından ilgi ile karşılanmıştır. Bu sebeple 2003 yılında bu yapının kurumsallaştırılması için bir dernek kurulmasına karar verilmiş ve "Ulusal Rekabet Araştırmaları Kurumu Derneği-URAK" Ali Koç’un Başkanlığı ile kurulmuştur (www.urak.org).


Türkiye'nin ulusal rekabet gücünü yükseltmek, insanlarının mutlu ve refah içinde yaşamalarını sağlamaya yönelik stratejileri belirlemek ve uygulamak amacıyla kurulan URAK’ta Türkiye’nin sektör ve bölgelerinin rekabet avantajı sağlamaları için tanımlanan projeler kümelenme yaklaşımı kullanılarak, kamu, özel sektör, sivil toplum örgütleri ve üniversitelerin bir araya gelmesiyle hayata geçirilmektedir. Örneğin 2003 yılında KOSGEB, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilatı ve Sanayi Bakanlığı ile ortak bir protokol imzalanarak Bartın’da bir bölgesel kalkınma projesi başlatılmıştır. Bartın, Türkiye’de kişi başına milli gelirin oldukça düşük olduğu illerinden birisidir. İlde yapılan analizler sonucunda dört tane sektörel kümelenmenin (mobilya, turizm, yatçılık ve tarım kümelenmeleri) Bartın ekonomisi için avantaj sağlayacağı saptanarak kümelenmeler üzerine çalışmalar başlanılmıştır. 2004 yılı sonu itibarı ile URAK’ın Bartın yerel kalkınma projesi dışında GAP İdaresi ile birlikte Şanlıurfa’da organik tarım, Diyarbakır’da mermer, Adıyaman’da tekstil ve konfeksiyonla ilgili kümelenme projeleri devam etmekedir. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Zeytinburnu’nun ekonomik gelişimi ve dönüşümünün planlanması konusunda, içerisinde tekstil ve konfeksiyon sektörünün de dahil olduğu bir kümelenme analizi projesi 2004 Aralık ayı içerisinde tamamlanmıştır.
 


Türk Tekstil Sektörünün Kümelenme Yaklaşımı ile Rekabet Avantajı Yakalaması

 2005 yılında kotaların kalkması ile rekabeti daha da yoğun bir şekilde hissedecek olan Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü, kümelenme yaklaşımını kullanarak dünya tekstil ve konfeksiyon sektöründeki yerini çok daha ilerilere taşıyabilir, rekabet gücünü artırabilir. Bu konuda son yıllarda nasıl bir strateji geliştirilmesi gerektiği konusunda sektörde bir çok çalışmalar yapılmış ve yapılmaktadır. Bu çalışmaların en önemlilerinden birisi de AB, UNDP ve GAP idaresinin ortak proje yapılanması olan GİDEM’in Güneydoğu Anadolu Bölgesi merkezli başlattığı çalışmadır. Proje kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki bölgesel tekstil ve konfeksiyon kümelenmesi analiz edilmiştir. URAK tarafından hazırlanan analiz raporu’na göre üretim zincirinin pamuktan başlayıp, iplik imalatı, örme ya da dokuma kumaş imalatı, terbiye ve konfeksiyon şeklinde olduğu düşünülürse, bölgedeki pek çok ilde üretim zincirinin birbirleriyle entegre olabilecek potansiyele sahip oldukları görülmektedir. Bu çerçevede, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Malatya, Adıyaman, Diyarbakır ve Mardin illerinin tekstil ve konfeksiyon tedarik zincirini oluşturacak şekilde, doğru stratejilerle yanyana getirilmesi Türkiye için yeni bir tekstil ve konfeksiyon üretim bölgesinin oluşmasını sağlayacaktır. Artan küresel rekabet koşulları sonucu İstanbul merkezli tekstil ve konfeksiyon kümelenmesinin zaman içerisinde bu yeni oluşmakta olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi kümelenmesine doğru kayması beklenmektedir. Böylece Türkiye’nin yeni tekstil ve konfeksiyon üretim üssü Güneydoğu Anadolu Bölgesi olacaktır.


Kaynak : Aylık HEDEF Dergisi 132. Sayı (İTKİB)

Tarih    : 15 Aralık 2004-15 Ocak 2005           

 

 

 

ANASAYFA  |  HAKKIMIZDA   |  PROJELER   |  İŞBİRLİKLERİ   |  BASINDA URAK  LİNKLER   |  

 

 İŞ OLANAKLARI   |   ULAŞIM HARİTASI |   İLETİŞİM 

 

COPYRIGHT (C) 2004 ULUSLARARASI REKABET ARAŞTIRMALARI KURUMU